Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Ted Bundy, Andrew Cunanan, David Berkowitz, Albert De Salvo ve diğerleri…
Kim bunlar?
Amerikan suç tarihinin en korkunç seri katilleri.
Mesela Jeffrey Dahmer 1989 -1991 arasında tam 17 kişiyi öldürmüş, cesetlerini parçalara ayırmış, kurbanlarının sekizinin pazularını pişirip yemiş.
Andrew Cunanan aralarında ünlü modacı Gianni Versace’nin de bulunduğu beş kişiyi öldürmüş.
David Berkowitz 1970’lerde New York şehrine dehşet salmış. Kendisine “Bay Canavar” adını takan Berkowitz hiç tanımadığı insanları uzaktan ateş ederek öldürmüş veya yaralamış.
Psikoloji ve kriminoloji araştırmaları gösteriyor ki seri katillerin hayat öykülerinde birbirine çok benzer yanlar, hatta ortak özellikler var.
Bunlardan biri de şu: Çocukluklarında hayvanlara bilinçli biçimde eziyet etmekten hoşlanıyorlar; ölüm tecrübesini ve “acıtmayı” ilk olarak hayvanlar üzerinde test ediyorlar.
Şimdi kalkıp “hayvanlara kötü davranan çocuklar ileride seri katil olur” türünden çok heyecanlı fakat ciddiyetsiz bir tez öne sürmemi beklemezsiniz, biliyorum.
O halde neden yazıma çok ünlü seri katilleri örnekleyerek girdiğimi soracak olursanız, söyleyeyim.
Konunun taşıdığı önemi hissettirebilmek için…
Çünkü sineklerin kanatlarını koparıp ne yaptıklarını gözlemlemek, hamam böceğini ezdikten sonraki haline büyülenmiş gibi dakikalarca bakmak gibi hemen her çocuğun yaptığı bir şeyden söz etmiyoruz.
Ancak…
Etrafınızda sokak kedisinin gözünü bilerek kör eden, kuyruğunu koparıncaya kadar çekiştiren; köpeği boynuna kocaman bir sopa, ayağına tel bağlayarak sokağa bırakan, hayvanın acı çekişini eğlenerek izleyen; evin arka bahçesinde hayvan ölülerini saklayan çocuklar varsa…
Bilin ki, sıradan bir olayla, basit ve çocukça bir şiddet tezahürüyle karşı karşıya değilsiniz! Bunu yapan çocuktan ne çıkacağını bilemeyiz ama bir “hayır” çıkmama ihtimalinin yüksek olacağını bilmek gerekir.
Hem son araştırmalar hem de FBI’ın 1970’lerden bu yana konu üzerinde odaklanan suç analiz raporları bu gerçeği doğruluyor.
Uzmanlara göre şu nokta açık: Zihinsel özür ve akıl sağlığı ilgili nedenlerini hariç tutarsak, aile içi şiddet ve cinsel suistimal vakalarıyla çocuk ve ergen yaşlarda hayvanlara şiddet uygulama arasında doğrudan bağ var.
Hayvan suistimalinin görüldüğü ailelerin yüzde 83’ünde çocuklara da kötü davranıldığı; çocuklara kötü davranılan evlerde yaşayan hayvanların da sık sık aynı davranışa maruz kaldığı biliniyor.
O da bir yana, eşleri dövdüğü için sığınma evlerine başvuran kadınlar arasında yapılan bir araştırmada kadınların yüzde 71’inin evlerindeki kedi-köpeğin eşleri tarafından dövülerek öldürüldüğü veya işkence edildiği öğrenildi.
Yani hayvanlara karşı açık şiddet uygulamak öyle hafife alınacak; baştan savma yaklaşılacak, “anlayışla” karşılanıp unutulacak davranışlar olarak görülemez.
Özellikle anneleri uyarıyorum.
Çocuklarınıza hayvanları uzaktan da olsa sevmeyi, onlara şefkat beslemeyi öğretmelisiniz.
Ama daha önemlisi, eğer çocuğunuz hayvanlara belirgin biçimde kötü davranıyor, eziyet ediyorsa…
Sakın görmezden gelmeyin, üstünü kapatmayın!
Ancak erken davranılırsa çaresi bulunabilecek çok hayati bir sorunun belirtisi olabilir bu!
Bir düşünün!
Çünkü şiddet özünde insanmış, hayvanmış ayırmıyor!
Prof. Dr. Sevil ATASOY
"Sıradaki Sizsiniz!" başlıklı yazıda 2 pati izi var.
Sıra insanlarda demene hiç gerek yok zaten silah üretimi konusunda lider olan ülkeler denemelerini hayvanlar üzerinde değil insanlar üzerinde deniyorlar tıp ki filistin’de olduğu gibi
evet ama konuyla pek alakası yok gibi görünüyor
Pati İzinizi Bırakın