Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Minik Umut’un eve gelişi…
Umut bu akşamdan itibaren yeni evinde nefes almaya başladı. İlk girdiğinde ürktü, nereyi koklayacağını, nereye kafasını sokacağını şaşırdı. İlk dakikalar duyduğu her sesten tedirgin oldu. Aradan 1 saat geçmişti ki, oyunlar yapmaya başladı, evde koşturmaya başladı. Bizde derin bir ohh çektik. Eve alışma süresi sorunsuz atlatılmıştı.Kum kabının yerini hemen öğrendi.
İlk kez bir isimle hitap edildi ona bu akşam.. Artık adı kedi değil,Umut.. Babası seslendi ismiyle ,ilk defa.. Yediği ilk yemek makarna oldu. Su kabına anlam veremedi, önce patisini içine soktu,korkup hemen geri çekti,sonra silkelendi,dilini içine sokmaya çalıştı, birdaha ürktü, sağa sola baktı,sonra içmeye başladı
İlk şekerlemesinide yaptı. Biraz ürkek yatış oldu ama olsun
Alışacak zamanla. İlk pozunu verdi kamerama, hemen ardından koşup babasının ayağını ısırmaya başladı.
Her kedinin huyu suyu farklıdır, hepsinin karakteri değişiklik gösterir. Umut ilgi delisi olduğunu şimdiden ispatladı bize. Biraz yalnız kalınca bağırıyor, sadece izlendiğinde oyun yapmaya başlıyor
Sizin oynamanıza gerek yok,izleyin yeter, marifetlerimi görün der gibi davranıyor.
Evde yeni bir nefes, yeni bir bebek… Ordan oraya koşuşan, ”yav” kısmı olmayan miyavlama tarzıyla, bizi kendine aşık etti
Hoşgeldin bebek, hoşgeldin umut
Umutla Geçen İlk Haftanın Özeti..
Küçük sıçanımla koyun koyuna uyuduğum gecenin ertesinde, yeni kararlar aldım. Anne-baba olmak için artık kesinlikle kedi yavrusuna bakmak gerektiğini düşünüyorum. Ha insan yavrusu, ha kedi yavrusu.. İkiside gecenin bir yarısında uyanıp, bağırıyor. İkiside süt içerken hava yutup, gaz sorunu yaşıyor. İkiside sabah kahvaltı masasına müdahale edip, annesinin çay bardağını devirmesine ve yanmasına sebep oluyor
İlk gün acı dolu başladı anlaşılacağı üzere. Ufaklık biz kahvaltı ederken masaya çıkmak isteyince, simitlere pati atmaya kalkınca acil müdahale gerekti ve olay ev kazasıyla sonuçlandı. Neyseki, mühim bir şey yok
Olayın ardından Umut’un, çay dökülmüş şortumu yalamaya koyulması görülmeye değerdi. Acaba canı çay mı çektide, masaya tırmandı diye düşünmeden duramadım
Bugün son finalim vardı, dedim erken yatayım. Kızımda geldi yanıma, beraber öpüşe koklaşa uykuya koyulduk.
Saat 4:00 te bişey burnumu yalıyor
Saat 6:30… evde ordan oraya zıplayan,koşan bişey var. çamaşır sepetine takmış durumda geceden beri, onunla oynuyor.
Saat 7:20.. ızdırap veren bir miiiiiiiiiiiiiii sesi. ”do” ver kızım diye espiri yapıyorum, anlamıyor yine
Saat 10:00.. sus artık diyorum, gözümün içine baka baka, miiiiiiii’lemeye devam ediyor. Boncuk boncuk gözleriyle, pespembe diliyle herşeye rağmen aşık etti beni kendine.
Bu arada, Mama dün akşam eve geldi ve bizde Umut birazcık daha anne sütüyle beslensin diye içeri aldık. Hata etmişiz
Mama yavrusunun evde olduğunu öğrendiği için, 4-5 saatte bir evi yokluyor, içeri almama kararı aldık. Yavrunun sütten kesilmesinde sorun yok, bize alışması için bu şart.. Veterinerimiz de sakıncası yok dedi.
İkinci Haftanın Anatomisi
Umut sürekli miii[yav]lıyor.. Oyun oynarken, yemek yerken, hatta bazen uyurken.. Kucağıma gelip kalp atışımı dinleyerek uyuyor mesela, alıp yatağa bırakayım diyorum, yanından kalktığım anda bağırmaya başlıyor. Patisiyle beni tutmaya çalışıyor, tekrar uzanıyorum yanına. İyice yanaşıp başını gömüp, mırlayarak uyumaya devam ediyor.Biraz araştırdım, yavru kediler kendilerini güvende hissetmek isterlermiş ve bunu kalp atışıyla sağlarlarmış. hatta bazı kedi sahipleri, kedinin yatağının yanına kol saati koyup, onun tiktakı ile uyumasını sağlıyorlarmış.
Umut’u güvende hissettirmek için elimden geleni yapıyorum.Yapıyoruz…Elimizle fasulye bile yedirdik
Hoş, o fasulyenin yanında parmaklarımızı da yemeye kararlı
Zaten 4 tane dişi var, buna rağmen bu güç bu kuvvet nerden geliyor anlamıyorum.
Bir diğer şikayetim. Çok yiyor bu yahu. Hele birde yemek kabında yemeği, su kabında suyu kalmamışsa vay halimize. Ortalığı yıkıyor miiiiiiiii ‘ leyerek
Ayrılık..
Eğer yazdıklarım uçmasaydı, Muğla‘dan Ankara‘ya yolculuk ettiğim gece, herşeyi anlatmıştım.Şimdi istesemde, aynı duygularla anlatamayacağım yaşadıklarımı ve ruh halimi. Başlıktanda anladığınız üzere, minik Umut’u Muğla’da bırakmak zorunda kaldım.Biliyorum çoğunuz, ”yok artık,bu mu senin kedi sevgin, bukadar kolay mı küçücük bir kediyi terketmek …” vs. diyeceksiniz.. Haklısınız aslında
Böyle olmamalıydı..
Otobüs firmasıyla yaptığım konuşma sonrasında Umut’u kafesinde otobüsün içine aldıramayınca aklımda soru işaretleri belirmeye başladı.Ertesi gün veterinere gitmek için yola koyulduğumuzda, kafesin içinde 5 dk. duramaması, sürekli miiii’lemesi, ağlaması ikinci kez düşündürdü beni. Üstelik Mama’nın(annesi) sürekli kapıya gelip yavrusunu istemesi, onunda ağlaması beni tüketmişti. Umut’u tüm bunlara rağmen Ankara’ya getirmeye kalksam, yolculuğu bagajda yapacaktı,belki havasızlıktan belkide sarsıntılar yüzünden küçücük bedeni dayanamayabilirdi.Üstelik havanın sıcaklığını ve bagajın bunaltıcılığını, bebek kedilerin su ihtiyacının karşılanamamasının en büyük ölüm sebebi olduğunu hatırladıkça ”olmaz” kararım sağlamlaştı.
Peki bu durumda yapmam gereken neydi?Umut’u sokağa bırakmak olmazdı. Benim kalp atışımı hissetmeden,uyuyamayan bir bebekti..Sokakta köpeklerle,erkek kedilerle,arabalarla,işkenceci insanlarla ve açlıkla başedemezdi.. Erayla konuştuk,karar verdik.. Mama geldiğinde içeri alacaktık ve yavrusunu götürmesine izin verecektik..
Planladığımız gibi olmadı hiç birşey.Mama o gün hiç gelmedi..Akşama kadar bekledik..Ben Mama’ya ve diğer yavrulara bakan ailenin yanına gittim,evde yoklardı.Mama dışarda,sandalyenin üzerinde uyuyordu. Kucağıma aldım, eve götürdüm. Umut’a hırladı,tısladı,pati attı.. Emmesine izin vermedi..Umut’sa annesini ilk gördüğü anda tanıdı,kokladı,yaladı ve memesine ulaşmaya çalıştı.Mama’nın beklenmeyen tepkisi karşısında,doğal olarak elimiz ayağımıza dolaştı.Eray,anneyi hemen evden çıkardı ve bende Umut’u kucağıma alıp sakinleştirmeye çalıştım. Aradan 1 saat ya geçip geçmemişti ki Mama hamileliğinde ki gibi,süzülerek içeri girdi. Evi kokladı,Umut’u kokladı,bacağıma sürtündü,biraz yemek yedi,mırlayıp gitti.. Sanırım aklı kaldı yavrusunda..
Ertesi gün kahvaltıdan sonra ilk iş, Umut’u kucaklayıp annesi ve kardeşlerinin yanına götürmek oldu.Kedilere bakan aileye derdimizi anlattık.Onlar daha sakin karşıladılar ve ”en iyi tercih bu zaten Mama akıllıdır,yavrusunu reddetmesi gibi birşey söz konusu olamaz,sadece biraz kızgındır.” diyip içimizi rahatlattılar.Bizimki kardeşleriyle hemen oyunlar yapmaya başlayınca Mama’da sakinleşti ve diğer yavrulardan ayırmadı Umut’u.. Aile bugüne kadar Mama’ya gözü gibi bakmış. Telefon numaralarımızı verdik birbirimize. Umut bize emanet merak etmeyin diyip, bizi uğurladılar..
Aklım hala onda aslında.. En azından güvenli bir bahçede, trafik, köpekler, kötü insanlar ve pek çok tehlikeden uzak,ona gözü gibi bakacak ilgili bir ailenin yanında..Annesi ve kardeşleriyle beraber oluşuysa ayrı bir teselli benim için..
Hem yeni kararlar aldım.. Ülkemize biraz kızarak..(Bütün sistemlerin çarpık olduğu bu ülkede, toplu taşıma ve ulaşımın iyileştirilememiş olmasına kızmak yersiz olsada) Kendi evim ve kendi özel aracım olana dek, evimde kedi beslemeyeceğim. O sıcaklıktan, o huzurdan mahrum olmak benim için zor olacak evet, ama bencillik edip bir kediye daha aynı duyguları yaşatmamalıyım..
Diğer blogumdan buraya taşınmış bir yazıdır.
Pati İzinizi Bırakın