Şu dönemde hangi üniversiteye gitseniz, fotokopicilerin önündeki kuyruktan tutun öğrencilerdeki telaşa kadar birçok şeyden anlarsınız final haftası olduğunu. 

Ancak bir grup var ki her zamanki gibi çok rahat! Ne vizeler, ödevler ne de finaller etkiliyor onları. Kimden mi bahsediyoruz? Kampüslerin meşhur kedilerinden.

İlk durağımız Boğaziçi Üniversitesi olsun. Kediler, okulun “manzara” diye bilinen meşhur mekânında bir banka oturmuş, miskin miskin Boğaz’ı seyrediyor. Fen-Edebiyat Fakültesi’nin önüne dökülen kedi mamalarını afiyetle yemiş olacaklar ki elinde hamburger, öğle yemeğini yiyen öğrencilere yanaşmıyorlar bile. Aç olsalar durmaz, sırnaşırlarmış. Boğaziçi Üniversitesi’nde kedilerin sınıflara sınav esnasında bile girip rahatça dolaşması artık alışılmış durumlardan. Tabii bazı öğrenciler sıkılmış artık bundan, “Sevgi arsızı oldu bu kediler.” diyorlar.

Gerçi bakmayın siz öğrencilerin kızdığına, kampüsün en değerlileri onlar. İstanbul Üniversitesi’nde kediler için bir kulüp kurulması bile gündemde. Gittiğimizde ana kapının hemen arkasına toplanmış kedileri besleyen bir öğretim görevlisinden duyuyoruz bunu. Adını söylemek istemeyen hocamız Kar, Kaçak, Cesur isimlerini verdiği kedileri her gün aynı saatte besliyormuş. Kendisi gibi kedilerle ilgilenen birkaç öğretim görevlisi daha varmış. Kedilerin isimlerini de onlar takmış zaten. “Pofuduk vardı, şişman, güzel bir kedi, geçenlerde öldü, hâlâ üzülüyorum.” diyor. Kışın üşüdükleri için binaya giren kedileri istemeyenler de varmış tabii. Kulüp kurmayı da bu yüzden çok istiyorlarmış.

Bu durumu, kedilere olan sevgisiyle bilinen, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin en ünlü hocalarından Hüseyin Hatemi’ye sormadan olmaz tabii. Hatemi’nin, öğrencilerin kurmayı düşündüğü kulüp fikrinden henüz haberi yok. Kendisiyle birlikte kedilerin bakımıyla yakından ilgilenen gönüllülerin olduğunu söylüyor. “Zaten birkaç kişi fiilen kulüp kurmuş durumdayız. Rektörlükte bir hanım var, o da kedilerle ilgileniyor. Hastalanmaları halinde ve gerektiğinde bana telefon ediyor. Ben de taşıma kabı bulunduruyorum, veterinere götürüyoruz. Böyle bir dayanışmamız var.” diyor. Tüm bu alakanın içinde kedilerin keyiflerine de diyecek yok tabii!

Kedilerin mekan tuttuğu yerlerden biri de Çapa Tıp Fakültesi’nin öğrenci kafeteryasının önü. Sınav zamanları dışında öğrencilerin maskotu oluyorlar. Yoğun öğle saatlerinde öğrencilerle birlikte yemek sırasında beklemeleri, komik görüntülere sebep oluyormuş. Öğrenciler, özellikle yaz aylarında kedilerin arttığını söylüyor. Bu ilgiyi duyduktan sonra sayılarındaki artışa şaşırmıyor tabii insan.

Kampüs kedilerinin hikâyesi bu kadarla sınırlı değil. Hemen her üniversitenin neredeyse ‘kadrolu kedi’leri var. Örneğin Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nün kedileri bir hayli meşhur. Hatta dünyaca ünlü çizgi film kahramanı Garfield’a benzer birçok kedi görmek mümkün Beytepe’de. Hacettepeli öğrenciler kedileri çok seviyor, çocukları gibi besliyor. Kediler de alışmış bu ilgiye. Et verildiğinde yemeyen, başka şeyler isteyen kediler bile varmış.

Hani derler ya, bazı insanlar doğuştan şanslıdır diye, bu durum kediler için de geçerli olsa gerek…

Aslıhan KÖŞŞEKOĞLU/Zaman Gazetesi