Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Geçen cumartesi, evimdeki kediler ve köpekler hakkındaki gözlemlerime dayanarak yazdığım ‘‘Kediler ve köpekler hakkında” başlıklı yazıma 2 köpeğim ve 3 kedim şiddetli tepki gösterdiler. Cevap hakkı kullanmak istediler. Serde demokratlık olduğu için ben de haklarını teslim ediyorum.
Baştan belirteyim. Köpekler kendileri hakkında yazdığım ‘‘patronlarına tam anlamı ile biat ederler” cümlesine, kediler de ‘‘menfaatperest” ve ‘‘nankör” yakıştırmalarına oldukça içerlemişler.
Cevap haklarında köpekler, benim kediler için kullandığım, ‘‘menfaatperest” ve ‘‘nankör” terimlerini, kediler de benim köpekler hakkında kullandığım ‘‘Patronlarına tam anlamı ile biat ederler” cümlesini aynen bana iade ediyorlar. Hepsi birden ‘‘Esas sen öylesin!” diyorlar.
Köpeklerim çok üzgün. Gözleri yaşlı, ‘‘Senin kapını yaz-kış, yağmur-çamur demeden bekledik, sen sıcak yatağında uyurken biz seni hırlıdan, hırsızdan koruduk” diyorlar. Onların bu halisane duygularını alay edercesine ifşa etmemi, ‘‘İşte bu nankörlüktür” diyerek yanıtlıyorlar.
Kediler daha pervasız! ‘‘Biz seni kendi patronlarının karşısında eğilip bükülürken çok gördük, bizim şahsiyet sahibi olmamız mı sana battı!” diyerek üzerime geliyorlar. ‘‘Alt tarafı verdiğin biraz süt, bayat ekmek dilimi, bunun için mi sana yaltaklanalım?” diye soruyorlar.
‘‘Ama siz hırsızlık yapıyorsunuz!” diyecek oluyorum, bu sefer de terbiyesizleşip ‘‘Yok ya! Aleme şapur şupur, bize gelince yarabbi şükür!” diye cevap yetiştiriyorlar. Üstelik esas hırsız biz insanlarmışız. Malı havuduyla götürüyormuşuz, sonra da onların çaldıkları bir parça ekmeğin lafını ediyormuşuz.
Köpekler, ‘‘Sana biat ettiysek, bunda ne yanlış var?” diye soruyorlar. ‘‘Biz sevdik mi adam gibi severiz” diyorlar. Beni adam yerine koymuşlar, zırvaladığım zaman bile ‘‘Herhalde bir bildiği vardır” diye yüzlememişler. Her kelamımı dinlemelerinin nedeni aptallıklarından değil, bana karşı duydukları saygıdanmış. Bir tanesi resmen ağladı. ‘‘Ben seni ‘baba’ bildim, arkandan hep ‘babamız’ diye andım. Yazıklar olsun sana!” diye bağırdı.
Kediler fikir hayatıma da saldırıyorlar. ‘‘Hani sen ‘liberaldin’, iki lafın başında ‘bireyden’ dem vurur, insanların ‘şahsiyetli’ olması gerektiğini söylerdin?” diyerek beni yüzlüyorlar. Onlara göre, bu kadar taframa rağmen, kendilerinde gördüğüm şahsiyetli tavrı kıskanmışım! ‘‘Sen iki kuruş ekmek parası için şahsiyetinden hep taviz verirken biz seni yüzlemiyorduk. Boş ver, alt tarafı insan diyorduk” diye laf yetiştiriyorlar.
Köpekler musiki zevkleri ile dalga geçmemi de anlamıyorlar. ‘‘Bir kere ‘batsın bu dünya’ şarkısını insanlar yazdı, hüzünlü ama gerçekçi bir şarkı” diyorlar. Benim geçen haftaki yazımı okuduktan sonra ‘‘Esas şimdi batsın bu dünya!” diye bütün gece hem havlamışlar, hem de ulumuşlar.
Kediler de benzer görüşte. Dişi kedim ‘‘Çapkın şarkısını yazan beni düşünmüş olmalı” diyor. Kendisi bütün gün erkek kedisi olan evleri dolaşır. ‘‘Ne yapayım, ben öyle hoşlanıyorum, üstelik ben sizler gibi gizli kapaklı yapmıyorum ki! Benim her türlü eylemim orta yerde” diyor. Beni tehdit de etti. ‘‘Bak yengeye bir konuşursam yer yerinden oynar, sen bizdeki gözleri boyacı küpü mü sanıyordun?” diye lüzumsuz laflar etti.
‘‘Ama siz devamlı kavga ediyorsunuz!” diyecek oluyorum, bu sefer beşi birden ‘‘Bu durum bizim ‘şeriatımız’ gereği!” diyorlar. Kedilerden birisi ukalalaşıyor. ‘‘Yani bizim genetik kodlamamız böyle” diyor.
‘‘Biz güdülerimizle hareket ederiz. Ama Yaradan size kullanasınız diye bir de akıl vermiş. Peki siz niye hep itişip duruyorsunuz?”
İnsanlık bende kalsın, diyorum! ‘‘Siz cevap hakkını aşmaya başladınız” diyerek konuyu kapatıyorum.
Çok değerli bir okuyucumun bu sabah e-postama bıraktığı linki takip ederek, bu yazıya ulaştım. Hürriyet yazarı,Cüneyt Ülsever’in 30.Ocak.1999 tarihli yazısını sizlerle de paylaşmak istedim.Yazı bittiğinde ”eee, bir ipte iki cambaz oynamaz, hayvanların dili olsa işte tamda bunları söylerlerdi, bizler boşa ahkam kesiyoruz” dedim içimden
Okurken eğlenmiş ve büyük dersler çıkarmış olmanızı diliyorum…
"Ah Bir Dilim Olsa… Sizlere Neler Neler Anlatırdım!" başlıklı yazıda henüz pati izi yok.
Çiğdem şu kedi çok tatlı ya ve bu makale gene mükemmel, ama ben ya ne olursa olsun kedi dedimmi aklıma garfield gelıyo bi türlü çıkmıyo o şirinlik tatlılık
bundan 3-4 ay önce kız arkadaşm bana garfield maskotu hediye etii
benim bi zaafım var garfiel’a karşı ehuu çok tatlı ama ya şişko böle tatlı
ne güzel yicek içicek yatıcak
Sessiz, senin için bir garfield resmi yayınlayacağım ve hikayesi yazacağım
Daha öncede dile getirmiştin, artık vakti geldi, bekle bakalım
bekliyorum vallahi mükemmel olur
ilgin için teşekkurler
Benim de var bir tane. Dışarda yaşıyordu bizim evin yolunu kendi bulup gelmiş. Rengi neskafe gibi olduğundan ben ona ”neskafe” dedim ve adı öyle kaldı. Yemeğin yiyor, yatıyor, kendini sevdiriyor, bizimle bir bakkala kadar gidiyor.
Tam da tombiş oldu kızım benim. Pençe’yle iyi anlaşıyor. Pençe mülayim bir kedi zaten Panço’yla da anlaşıyor. Ama Panço ve Neskafe biraraya geldiler mi evde kızılca kıyamet kopuyor. Kedilerimin hepsi de özgür kediler. Dışarı çıkıp, geziyorlar ve sonra da doğru evin yolunu tutuyorlar. Bunlar bir alem Çiğdem görmelisin. Beni görsen yolda gördüğüm her kedi ve köpekle hemen konuşmaya başlıyorum. Onlar da hemen karşılık veriyorlar. Hırlama olarak değil, mırıldanma olarak. Yukardaki yazı gerçekten de çok güzel.
Pati İzinizi Bırakın