kedi-dilinden-hikaye

Yaa anne, baba! Her gün kapının önüne yatıyorum, türlü türlü şaklabanlıklar yapıyorum ama yine gidiyorsunuz! Sonra bir de akşam söyleniyorsunuz, ‘bu hatun agresif mi oldu ne, bir ayaklar, bir eller.. harita olduk vallahi..’ diye. Ama yok, siz adam olmayacaksınız..

Her sabah “saat misali” (her ne demekse) uyandıran kim? Tabii ki ben! Her akşam kapıda karşılayıp sevgi gösteren, evde bekleyip evi koruyan kim? (istesem çıkarım arkadaş. Her taraf açık bak dışarıyı görebiliyorum.. Ahh kafam.. Neyse..) :) Tabii ki ben!! Ben olmasam o hareket eden, denizden çıkardığınız şeyleri kim tutacak patisiyle? Sorarım size kim size şarkılar söyleyip gitar, çello çalacak? Ben olmasam kim gözünüzde, bacağınızda, yüzünüzde çıkan yaraları yalaya yalaya tedavi edeck? Yok değil mi kimse? Eeee o zaman adam olun da gitmeyin artık iş denilen yere…

Hani öpüp koklayıp kapının önünden kaldırınca, her sabah leziz yemekler bırakınca kanıyorum sanmayın hani.. Aaa anneme bak yine gidiyor.. Yok arkadaş bu gün bırakmayacağım, bir tırnak bir bacağına, bir de diğerine… Hahahaha yakaladım seni gidemezsin..

Snıff snıff bu koku da neee?? Mımmmm sanki gidebilirsin ama… Bilemiyorum ki şimdi… E hadi git barii…İzin verdim. Bacakların için de kusura bakma.. Akşam tedavi ederim ben onları… Mmmmm… Ne güzeeeelll….

BU BİR GİZEM DERELİOĞLU YAZISIDIR.