TUZ GOLU'NE SADAKAT EYLEMI

Çumra Ovası—->>Konya Kanalizasyonu, Sulama Atıkları—->>Tuz Gölü—->>Yok olan mikroorganizmalar, bitkiler—->>Sofralarımıza gelen tuz—->> Kanser ve hepatit vak’alarının artması—->>TUZ GÖLÜNÜN İNTİKAMI

Geçtiğimiz hafta Çevre Hukuku dersinde aldığım iki satır not. Herşeyi özetleyen kelimeler. Kısır bir döngü… ”Derenin intikamından daha ağır intikam alıyor  Tuz gölü ve kimse görmüyor.” dedi A.Göktürk hocam. Sustu öğrencileri… Dünyada eşi benzeri yok Tuz Gölü’nün dedi, ama bizimde eşimiz benzerimiz yok hocam! dedik.

İlkokuldayken ben, Marmara Denizinin harita üzerinde kapladığı yerle boy ölçüşürdü  Tuz Gölü’müz. Şimdi haritadan silinmek üzere. O kadar küçülmüş, o kadar yok olmuş. O kadar yok etmişiz! Seçim zamanı sapasağlam kaldırımları söküp, sonra yeniden taşlarını dizen, laleler ekip sonra söken, her köşe başına park yapan, devletin bütçesini yok yere heba eden siyasilerin aklına hiç gelmemiş  Tuz Gölü’ne karışan evsel atıkların ve sanayi atıklarının önüne set çekmek. Kurabiye yaparken bile sırf hamuru bilmem ne olsun diye bir tutam tuz serpiştiren halkımız, sormamış hesabını olan bitenin.

İşte bu sebepten hep bir ağızdan, sözleşmişcesine cevap verdik; ”Hocam, Türk milletinin de eşi benzeri yok, korumamız gereken tüm doğa değerlerini hiç etmekte üstümüze yok.”

Gölün içerisinde yaşayan onlarca balık türü, yeryüzünde başka hiçbir yerde yaşamıyor. Belgesellere konu olan doğal varlıklarımızı, doğal bir şekilde ”boka” karıştırarak yok etmeye devam ediyoruz. ”Türkiye” belgeseli birgün ibret-i alem olsun diye gösterime girecek ve rezil olacağız. Zaten yoksul olan ülkemiz birde tuz ithal etmeye başlayınca vay halimize… Ekmeği tuza banıp yiyen vatandaş, neye banacak ekmeğini ilerleyen yıllarda? Karnını neyle doyuracak? Cevabı ben veremiyorum, anlayan anladı!

Türlü türlü hastalığa yakalanıp ölümle burun buruna gelmemiz mi gerekiyor, doğaya ne yaptığımızı anlamak için? Neden herşey bukadar zor?

Yeryüzünde sadece biz yokuz. Bizim var olabilmemiz için insan aklının düşünemeyeceği kadar çok organizma var. Ve yine insan aklının yetemeyeceği, anlayamayacağı işleri görüyor her biri. Biz bu detayı unutuyoruz işte! Hatamız bu, yanlışlar zinciri burada başlıyor. Aslında bilmeden kendimizi yok ediyoruz.

Bir kırılma noktası olmalı, birşeyler yapılmalı. Küçük örgütlenmelerle bütüne ulaşmamız gerek. Derneklere, sivil toplum kuruluşlarına üye olmaya, imza vermeye korkan milletimizin uyanma vakti gelmedi mi? Aman banane, diyip köşemize çekildikçe sorunların çözülmediğinin farkına varmamız gerekmiyor mu sizce de?

Son söz Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken’e ait. ‘‘Tuz Gölü için bir risk kalmadı, çünkü artık Tuz Gölü diye bir göl yok.!!

Kürt açılımı, Ermeni açılımı, zart açılımı zurt açılımı yapan şu hükümet birde ”Çevre Açılımı” yapsa ne iyi olur!