Şiiişşşt, bana bak! Çok oldun artık sen. Hiç çevirme başını başka tarafa, duymamazlıktan geliyormuş gibi görünmek için, o gazeteyle oynadığını biliyorum. Rüya! Yüzüme bak!

Sokak kedisi misin, ev kedisi misin bir karar ver artık. 3 gün evde, 1 gün dışarda olmaz böyle. Ya hep benimsin, ya hep mahallenin. Kıskanıyorum kızım, başka yer yokmuş gibi marketin önünü kendine oyun alanı yaptın. Hergün kırk kişi, ”ayy ne tatlı kediiii, sahibi yoksa alalım biiiz” gibi saçma sapan cümleler kuruyor. Bunları duyup, şımarıyorsun tabi sende. Ben olmazsam, talibin çok diye…

Sen bilirsin kızım, kuyruğunu ağzıma sokmaya çalışmandan, köpek gibi yüz yalayarak sevgi gösterisinde bulunmandan, her normal kedi gibi et ve sütle değilde, fasulye, bamya gibi yeşil sebzelerle beslenmek istemenden bıktım ben.

Sürekli ağaçlara tırmanmana ve inemeyip yaygara koparmana da bir anlam veremiyorum. Kedi dediğin yerde gezer kızım, ne işin var kuş gibi gökte? Komşunun bahçesindeki tavuklarıda rahatsız ediyormuşsun hem. Horoz göbeğini gagalasında gör gününü. Valla ben yoruldum artık. Baş edemiyorum seninle… Bütün enerjimi alıyorsun.

Hayal’in de psikolojisini bozdun. Bir kardeşim diyip, bağrına basıyorsun, ertesi gün dayak manyağı yapıyorsun hayvanı. O da şaşırdı. Seni görünce kaçsamı, gelip koklaşsamı bilemez hale geldi… Ayıp kızım ayıp! Bak bugüne kadar demeyeyim dedim, sustum ama artık söyleyeceğim. Sen okadar çiroz olmasaydın, sokakta yaşayamaz bu, beslenemez, demeseydi Eray, ben Hayal’i sahiplenecektim. Madem senin gidecek yerin var ben olmazsam, benimde aklımda başka kedi var zaten! Şaka şaka… Seviyorum seni ben :) Göbeğin yerde sürünürken, bacakların tir tir titrerken bile, kucağıma tırmanmaya çalışıp, kardeşlerinden ayrı uyuyan ilk bebek olmuştun sen… Özelsin yani :) Kıymet bil sen yinede, şımarma…

Çık o buzdolabının altından Rüyaaaa!

Mektup 1 için [tıkla]

Mektup 3 için [tıkla]