26 Temmuz akşamı, Rüya’nın giysi dolabının içinden gelen hırlamasını duydum. Herzaman orda uyur zaten. Rüya görüyor herhalde diye düşünerek yanına gittim. Oturduğu yerde hırlıyor, uyumuyordu. Kucağıma aldım, sakinleştirmeye çalıştım.

Birkaç dakika sonra yoldaki bebeği gördüm ve ne yapacağımı şaşırdım. Beklenmeyen yolcular vardı. 1 hafta sonra gerçekleşmesi gereken doğum başlamıştı. Alelacele elime geçen boş bir valizin içine oturttum kızımı ve bende yanı başında beklemeye başladım. Gözümün içine bakarak ıkınmalar, arka ayakların birbirine dolanması, kasılmalar, acı dolu miyavlar.

Bir önceki yazımda da söylediğim gibi “keşke bir kez anne olsun, sonra kısırlaştırayım diye düşünmeyeseydim” dedim kendi kendime. 3 saat süren doğumun sonunda 3 bebeğimiz oldu. Kızım 2 gün boyunca yemek yemek ve su içmek dışında yerinden kalkmadı, yavrularının yanından ayrılmadı. Tuvalete ben zorla götürdüm.

Yemek, su ve kum kabını hemen yanına koydum. Çünkü bebeklerden gelecek en ufak bir ses, mızırdanma, hemen yanlarına koşmasına neden oluyor. En azından şimdi kafayı kaldırıp bebeklere bakıyor, sorun olmadığını anlıyor ve yemek yemeye devam ediyor. Panik hali yok.

Rüya’nın doğumdan sadece birkaç saat önce çekilmiş fotoğrafları için Flickr, doğum anı videosu için Dailymotion, doğum fotoğrafları için Facebook sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz. Bunlar ilginizi çekmedi mi? Peki o zaman, Rüya’nın kendisine birebir benzeyen, özel üretim kızını görmek istemez misiniz? Buyrun