Bir varmış, bir yokmuş.. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Develer tellal iken, pireler berber iken. Bende babamın beşiğini, tıngır mıngır sallar iken. Diye başlardı masal.

Kirli’miz nerelerde bilmez iken.. Badem’imiz hatalar zincirinde yok olup gitmiş iken… Eray ve Çiğdem, bundan sonra evcil hayvan beslemeyiz derken… Hayatlarına, üç zıpır kedi girmiş. Masal, Hayal ve Rüya… Masal şimdi Badem’in yanında, Hayal çok uzaklarda sıcak yuvasında… Rüya kızsa, bizim başımızda.

5 aya yakındır bizimle bu bücür cadı. Annesi tarafından reddedildiği için, kardeşlerini reddeden huysuz kızımız. Doğduğu günden beri koynumuzda uyumaya alışık. Üç gün önce tüylerini fırçalarken, bir adet pire yavrusuyla karşılaştığım halde, pek konduramadım kızıma pirelenmiş olmayı. Ama dün arkadaşımında onayıyla, öğle saatlerinden beri Rüyayla aramızda şu şekilde bir diyalog gelişti:

Ben: Böceek kızıııım…

Rüya: Mik mik miiiyavk..

Ben: Annen sana böcek diye diye böceklendirdi mi seni? İpek böceğiiiim..

Rüya: Miiiii…

Ben: Ama onlarda çok güzel, ben şimdi canlıların yaşam hakkından söz ederken, pirelerin yaşam haklarını nasıl alıcam ellerinden?

Rüya: Boş boş bakar ve kırmızı topuyla oynamaya devam eder…

Neyse, masalımız şu şekilde gelişti: Bütün gece ben psikolojik olarak kaşındım.(Psikolojik olarak diyorum çünkü, kedi piresi insana ve eve yayılmazmış.Yaşayabileceği en uygun ısıyı bulduğu için kedinin vücudunu terketmezmiş.Tabi söz konusu güvercin piresi, toz piresi falansa aynı durum geçerli değil. Ozaman vay halinizeymiş :) Bilginize..) Pireler Rüya’nın üzerinde olmasına rağmen o hiç kaşınmadı. Bu da ayrı bir konu…

Bugün ilk iş Dilan hanımı aramak oldu. Randevu aldık ve akşam üzeri kliniğe gittik. İç-dış parazit uygulaması yapılmadan önce rutin muayeneler yapıldı.Kızımız tam 2,3 kilo. Erişkin olmasına az kalmış, herşeye hazırlıklı olun uyarısını aldık hekimimizden.. Rüya bize bebek görünürken meğersem koca kız olmuş..

Pirelerimizden kurtulmak için ense damlası uygulandı kızımıza. Tabi ben psikolojik olarak kaşınmayı bıraktım. Oysaki ilaç etkisini 48 saatte gösteriyor. Ters bir durum var, çünkü bu sefer Rüya kaşınıyor :)  Zaten bu kız herşeyi ters zamanlarda yapmayı çok seviyor..

Herşey yolunda giderken, sıra ateş ölçmeye geldi. Rüya’nın ateşinin en üst seviyede olduğunu öğrendik. Birkaç gündür süren halsizliğini söleyince biz, aşılamadan vazgeçti Dilan hanım. Şurup tedavisine başladık…

Şuan canımız sıkkın. Bir yığın sebebi var. Badem’in ölümünün nekadar haksız olduğunu gördükçe içim ürperdi bugün. Onu acemi ellere emanet ettiğim için birkez daha lanet ettim kendime… İçinde bulunduğum zamana dönünce, Rüya’yı da kaybetme korkusu sardı beni… 5 gün durumumuz kritik.. Atlatmamız lazım bu ateş ve halsizlik olayını.. Bize şans dileyin ki, masalımız:

Gökten yere üç altın elma düşmüş. Biri blogcuya, biri okuyucuya, biride Rüya’ya..Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine.. Diye bitsin…