DSC00259

Hayvan seviyor olmak insan sevmiyor olmak anlamına gelmiyor ki. Birkeresinde bu tarz bir suçlamayla karşı karşıya kalmıştım. Delisin sen, sıyırmışsın kızım, işin gücün mü yok, psikopata bağlamışsın sen demişti aynı kişi. Oysa alakası yok. Çoğunuz gözünüzde büyütüyorsunuz biliyorum. Günlük yaşantım şöyledir;

Sabah kalkılır, kahvaltı yapılır, hazırlanılır, okula gidilir. Aaaa su kabında ki su bitmiş, elimdeki içme suyu şişemden oraya bir miktar doldurulur. Akşama kadar herkes gibi nefes alınır, verilir. Eve dönüşte, bir güzel dinlenilir, televizyon izlenir. Acıkıpta , mutfağa girme vakti geldi mi? Geldi. Önceki günden kalan sulu yemeklerin içine bayatlamış ekmekler doğranır, kapının önündeki yemek kabına boşaltılır. Acısız ve şekersiz her türlü yemek sokak hayvanlarının öğününü oluşturabilir. Su kabı ağzına kadar taze su ile doldurulur. Eve girilir. Normal yaşam devam eder.

Ne çok kedi resmi çekiyorum ya da ne çok fotoğraf var elimde değil mi? Manyak gibi oturup saatlerce resim arıyorum sanıyorsunuz. Hayır, öyle değil :) Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm… Birkaç tane  fotoğraf sitesine kayıtlıyım. İlgi alanı olarak portre ve hayvanlar seçili. Zaman zaman girip, profesyonellerin çıkardığı işlere göz atıyorum. Üniversitenin güzel sanatlar bölümünden bir hocamı dönem dönem ziyarete gidiyorum ve sohbet arasında çekimlerini gösteriyor. Beğendiklerimi benimle paylaşıyor. Böylece fotoğraf arşivim zenginleşiyor.

Otobüs beklerken yanıma yaklaşan hayvanlara, pişt kışt, hoşt falan demiyorum. Bu yüzden mahallede ki tüm hayvanlarla aram iyi. Bacağıma sürtünmeleri pantolonumun kirleneceği duygusunu uyandırmıyor bende. Patileriyle kucağıma çıkma isteklerini belirtmeleri, ”höött” kelimesiyle değil, hayır kızım, hayır bebeğim kelimeleriyle red ediliyor. Eğitilmez diye kim demişse halt etmiş. Tüm hayvanlar sevgiyle eğitilebiliyor. Sokakta baktığım tüm hayvanlar, gel, git, hayır, yapma, otur, sus komutlarını anlıyor.

Ekstra birşey yapmıyorum arkadaşlar. Bende sizin gibi insanım :) Korkmayın benden…