Söyleyebileceğim çok şey vardı aslında. Kızmanın, kızgınlığımı öfke sözcükleriyle ifade etmenin faydası olmayacağını anladığım an küstüm. Küsmeyi ve kimselere söylememeyi tercih ettim. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış misali… Senin, onun, bunun, şunun haberi yok. Kırgınım… Kendime de kırgınım… Yapmamam gereken işler yaptım. Yapmam gereken işleriyse yapmadım.

Özür dilerim senden küçük kız… Sana sahip çıkamadım :( Önce sıcak yuvandan ayırdım, sonra hiç bilmediğin yerlerde, ne olduğunu bilmediğim karanlıklara emanet ettim. Sonra da sustum. Çünkü utanıyorum. Sana ve senin gibi daha pek çoklarının başına geliyor bu. İnsanlık umursamıyor sizleri belki ama ben umursuyorum. Ve şimdi yasını tutuyorum. Sanki seni geri getirecekmiş gibi…

Not1: Bu yazının hiçbir anlamı yok. Günah çıkarma, kendini rahatlatma, göz boyama.. Bu yazıyla sadece bunları yapıyorum.

Not2:Hiç kimse bana bundan sonra, insanlık şunu yaşıyor, insanlık bunu yaşıyor, onlar için ne yaptınızda şimdi hayvan hakları için yaygara kopartıyorsunuz demesin. Sizde insanlık için birşeyler yapın ahkam keseceğinize. Az laf, çok iş!

Not3:31 Ocakta, İstanbul-Kadıköy’de izinli bir eylem düzenledi, ”otoyoldaki hayvan ölümlerine karşı çözüm” sloganıyla. Büyük tanıtımlar, açıklamalar ve pek çok sosyal ağdan duyurular yapıldı. Bilmem kaç milyon nüfuslu sevgili İstanbul halkımdan sadece 170 kişi katıldı bu etkinliğe. Katılanlara da, katılmayanlara da ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.(Konu hakkında detaylı bilgi için bir tık!)