İşte bunun ispatı.Koskocaman bir şehir, Eskişehir.. 2009 yılı itibariyle nüfusu 900.000′e yaklaşmış, bu nüfusun %75′inin kentte yaşadığı bir şehir.Türkiye’nin en büyük Organize Sanayi sitesine sahip. Sanayisi ve üniversitesiyle ayakta duruyor.Tabi hiç kuşkusuz, çevre duyarlılığıyla.

tepebaşı-belediyesi

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi şu günlerde büyük bir projeye destek veriyor.“Kapımızın önünde lütfen bir kap su bulunduralım” mesajını veren ışıklı billboardlarla, sokakta yaşayan ve özellikle sıcak yaz günlerinde içecek su bulamayan hayvanlar olduğu hatırlatılıyor. Yapılan afiş çalışması ile tüm vatandaşlar, seslerini duyuramayan ve su bekleyen hayvanlar için duyarlı olmaya ve ev ile işyerlerinin önlerine su kapları koymaya çağırılıyor.Hayvan severler, Tepebaşı Belediyesine teşekkür ediyor.Tüm belediyeleri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyor.

tepebasi_birkapsubilbord06

Ben Eskişehir’e hiç gitmedim.Bir kaç Eskişehir’li arkadaşım oldu.Onlardan dinlediğim ve çevreden duyduğum kadarıyla tanıyorum bu şehri.Cinayet,tecavüz,kapkaç,hırsızlık gibi toplum düzenini bozan eylemlerle değil, duyarlılık, sosyal sorumluluk,çevreyi koruma gibi haberlerle gündeme geliyor.Ne mutlu, ne güzel.

Peki neden?Bunu sorguladık mı hiç?Ben söyleyeyim, Eskişehir metropollerin aksine geliştikçe bilinçlenmiş, sanayisi ve ekonomisi büyüdükçe temiz kalabilmeyi başarmış, öğrenci şehri olmakla gururlanmış, öğrenciden bilgi kapmaya çalışmış bir şehir.Eskişehir’de okullaşma oranı %100. Eğitim alanında okuma yazma oranı Türkiye’de %80 iken, Eskişehir’de %95.Türkiye’de kişi başına en fazla profesör düşen il. :) Başka bir ayrıntı; 100.000 kişiye düşen suç sayısı sadece 586.

Bu şehir büyük başarılara, gururlanılacak projelere ev sahipliği yapmayacakta İstanbul mu yapacak? İnsanları sürekli koşuşturma içinde olan, açlık sınırında yaşayıp kendi kendine yetemeyen, üretmekten çok tüketime yönelen,okumayan,araştırmayan, üniversite sayısı Eskişehirde’kinin yaklaşık 5 katı olan İstanbul mu çıkacak böyle güzel haberlerle karşımıza.İnsanları üşüdüğü halde, birine sarılmaktan çekinen Ankara mı yoksa?Siyah takım elbiseleriyle, yüksek ökçeli ayakkabılarıyla her sabah devlet dairesine koşturan Ankara insanı mı çıkacak?

Bu iki büyük şehire gerçekten üzülüyorum.Bir Ankara’lı olarak bazen buradan nefret ediyorum.Birbirine korkuyla bakan insanların, hayvanalara güvenmesini beklemek, onları sevmelerini beklemek yersiz belki de..Üniversite,kütüphane ve profesör sayımız Eskişehir’den çok ama bilgiye aç insanımız yok ne yazık ki :(

Ne güzel demiş şair..

Bir insanı sevmekle başlıyordu herşey..

Bi bulut evet;ama aslolan bulutun suyu yağmasıydı..