Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Umut evime geldiğinde, kirpi gibi kabarttığı tüylerine, o tedirgin yürüyüşüne, evi keşfe çıkışına aşık olmuştum. Kulaklarını kabartarak dolaşmasına, eşyaların yerlerini öğrenmeye çalışmasına, benim evimi benden çok sahiplenmesine hayretler içinde kalarak şahit olmuştum. Hazır değildim yeni bir birlikteliğe, Kirli beni birkaç ay önce terketmişti.Belliki hatalı olan bendim, birşeyler yapmıştım onu incitecek, o da hatamı sessizce yüzüme vurarak çekip gitmişti. Umut’u ilk günler bebeklerle kıyaslamıştım. İnsan bebekleriyle. Geceleri ansızın uyanıp ağlıyor, uykusu geldiğinde huzursuzlaşıyor, dakikalar süren güvenli bir kucak arayışı benim göğsümün üstünde son buluyordu. Uykuya daldı, koynundan çıkayım artık fikrim, zikre dönüşemiyordu bir türlü. Kıpırdadığım an kıyamet kopuyordu evde… Acıktığında mamasını kendi yemiyor, benim yedirmem için avazı çıktığı kadar bağırıyordu. İnsan bebeğinden tek farkı vardı, ınga’lamıyor, miiii’liyordu.
Masmavi gözlerinin ucunda biriken su damlasıyla, vedalaştık onunla kısa süre sonra. Birkez daha eksik kalmıştım, yarım kalmıştım. Ve o gün kendi kendime söz verdim. Bir daha hayatıma bir kedi girmeyecekti, bağlanmayacaktım hiç birine. Ne Umut’un göz pınarında biriken son inci tanesi çıktı aklımdan, ne de Kirli’nin bebekken ağaç tepesinde mahsur kaldığı gün…
Hayvan sevgisi tarif edilemez birşeymiş, kızlarımın yokluğunun aylar sonrasında farkediyorum. Kimseye anlatılmazmış, evlatla karşılaştırılır, bir fark olmadığı anlaşılırmış. Her ikisininde temelinde karşılıksız sevmek varmış, fedakarlığın sınırının olmadığı apaçık ortadaymış.
Bugün bayram… Geçen bayramdaki gibi evimde koşuşan bir minik pati yok. Renkli jelatinleri ilgisini çektiği için şekerliğe ulaşmaya çalışan, hatta bunun uğrunda buzdolabının tepesine tırmanmaya çalışan, şekerler misafirlere ikram edildiğinde hışırdayan şeker kaplarına atlayan, yakaladığını kapıp uyku sepetine kaçıran ve saatlerce o jelatinle debelenen bir kedim yok
Üstelik biraz üşütmüşüm, hastayım. Ben dert yanmadan halimden anlayıp yorganın altına giren, üstüme yatan ve mırkmırk mırmalamasıyla beni iyileştirmeye çalışan kızlarım yok.
Komik bir hüzünle bayram geçiriyorum. Ne o, kedilerimin ikiside artık yok. Anlattım, güldüler. Şimdi sizde ”töbeeeeee yarabbim” diyeceksiniz. Bence de tövbe tövbeee
Noluyor bana anlamadım.
"Avuç İçi Kadar Mutluluk Yeter :)" başlıklı yazıda 4 pati izi var.
Cuma akşamsütünden beri kırığım, bahçede beslediğim öksüz yavrularımdan bir tanesini uğurladım, o şimdi bir melek biliyorum. Biberonla içtiği sütün arkasından ısınıp uyumak için üstüme tırmanmaya çalışması, sanki birazdan gelecek, miyii diyecek, ayaklarımın etrafında dolaşacak.
Gözümün önüne getirdim
Çok güzel betimlemişsin.
Geçmiş olsun. Gerçekten de anlattığın gibi kedicikler ya… Misafirleri rahat bırakmazdı. Benim Filiz hanımdan aldığım kedi de gitti. Değerli bir arkadaşım bakıyor artık.
İçim cızzz ederek okudum yazını. Benim de göz pınarlarımda Umut’unki gibi bir şeyler belirdi. Yüreğime dokundu yazın sevgili Çiğdem. Ne yapacağım ben şimdi?
Pençe’me, Neskafe’me, Panço’ma bakıp bakıp” sizler de mi yapacaksınız o hep kaçtığım şeyi”, ” Sizler de mi bir gün terkedeceksiniz beni böyle Kirli gibi, Umut gibi” diyorum şimdi.
((((
Pati İzinizi Bırakın