yavru-kedi

Sabahın ilk saatlerinde ısrarla çalınan kapı, yerimden sıçrayarak uyanmama sebep oldu. Karşımda üç tane velet, ‘‘Ablaaaaa, Alev yooook!Gitmiş, kutusunu da arkada bulduuuuuk, yooook” diye bağrışıyordu. Hep beraber indik, köşe bucak Alev Hanımı aradık. Tam umudumuzu kesmiştik, kaldırım kenarına oturmuştuk ki, maaaoowww sesi duyduk. Arkamızda, otların arasında, gölgeye yayılmış, aklı sıra cimcimelik yapıyor bize. Resul ”öfff ya, sabahtan beri seni arıyoruz, salak şey” diye söylenerek, kucağına alıp süt içirmeye başladı :) Sonra gidip, köşesine kuruldu yine.İşte o fotoğraf…

yavru-kedi

yavru-kedi

O sırada Caner geldi yanımıza, Alev’in gerçek kurtarıcısı. Gece boyu su ve süt taşıdığını anlattı heyecanla. Sahurda makarna ve et bile götürmüş :) Uyuması için gazete sermiş, gazeteyi sermeden önce, karıncaları ve toprağı süpürmüş. Hepsini en ince detayına kadar anlattı bize. Biraz zaman geçince, yumurta ve yoğurtta yedi Alev, kana kana su içti. Yarasını yalayıp durdu uykuya geçene kadar. Kalkıp yürümemesi, ısrarla uzanması, yarasını yalaması ağrısı olduğuna işaret… Ona bunu yapan çocuklara ne demeli bilemiyorum. Onlarda çocuk, Caner’de çocuk. Aradaki farka bakın.

CANER