badem

KARDEŞLERİN GÜNLÜĞÜ YAZI DİZİSİ 2

Hayat kötülerden ve kötü anlardan ibaret değil neyse ki.. Son yaşanan olayların ardından sessizce yoluma bakmayı tercih ettim. Ne yaparsak yapalım, bir gün birileri göçüp gidiyor ve bir çok cümle öznesiz kalıyor. Bunu anladım…

Badem’in sessiz ve ani ölümünün ardından, küçük bedenlere yakışmıyor ölüm demiştim. Ökkeş‘in ölümüyle, bu yakışıksızlığın bedenin ebatlarıyla alakalı olmadığını anladım. Ölene duyulan sevginin büyüklüğü ve ona yüklenen anlamla ilgiliydi herşey. Çok sevmek, hemen kabullenmeyi imkansız kılıyor. Aynı zamanda kıyaslama yapmaya itiyor insanı. Çok güzel bahçelerde, çok güzel bir mezara sahip olan hayvanlar olduğu gibi, gazeteye sarılıp, çöp poşetine konulup, çöpe bırakılan bedenler de var ne yazık ki… Sevilmeye layık görülenler ile görülmeyenler arasında ki farkı anlamamaya devam ediyorum…

Buradaki yazımda bahsettiğim bebekler her geçen gün güzelleşiyor. Her sabah onları daha bir büyümüş buluyorum. Eray’ın bu konudaki yorumu şöyle: ”İnsanlar 9 ay hamile kalıyor, kediler 2 ay. Demekki kedi bebeklerinin gelişimi, insan bebeklerininkinden birkaç kat daha hızlı. Bir günde, 5 günlük büyüdüklerini farz et. Şaşırmana gerek kalmaz böylece. Di mi pon pon kızlar? Pek şapşal sizin bu anneniz canım…” Kutunun içinden onaylama sesi geliyor ve ben susuyorum :)

Pon pon kızların isimlerini koyduk. Üç minik kardeşin önce, İzel-Çelik-Ercan, sonra Mazhar-Fuat-Özkan olmasına karar verdik. Tesadüfen bebeklerin hepsinin dişi olduğunu görünce bu seçenekler çöpe gitti. Gevezeliklerine ve yaramazlıklarına inat, ilerleyen günlerde ağır başlı ve daha oturaklı kızlar olmalarını dileyerek Hayal, Masal ve Rüya koyduk isimlerini. Hiç umudum yok ama :) Neyse.