Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Yazılarımı takip eden okuyucularım daha önce ”günah işlemek nedir?” başlıklı yazımın içeriğini bilirler. Bu yazımda belediye tarafından öldürülen bir köpeğin haberinden yola çıkarak birşeyler anlatmaya çalışmıştım. Evde kedi-köpek beslemek günahtır lafı çok ağrıma gitmişti ve bu nedenle o günahtır, bu günahtır diyerek ölenin arkasından söylenen sözlere öfkemi dile getirmiştim. Sonrasında pekte iç açıcı şeyler yaşamadım. Öncelikle arka arkaya uyarı mailleri aldım. Yazıyı kaldırmam konusunda tehdit edildim. Büyük bir inatla bir kaç gün daha yayınlamaya devam ettim yazıyı. Ancak haberi aldığım basın bülteni, yayınladıkları haberin yalan haber olduğunu açıklayıp, haberi kendi sitelerinden kaldırınca elimden başka birşey gelmedi. İstemeyerekte olsa yazımı kaldırmak zorunda kaldım.
Bir dernek üyesiyle tanıştım ve olayın aslını öğrenmeye çalıştım. Aslında belediye gerçekten böyle bir köpeği zehirlememişti. Ortada böyle bir köpek yoktu. Basına verilen resim, internetten bulunmuş, sıradan bir resimdi. Köpeğin sahibinin öldüğü yoktu. Yurtdışına gönderilen bir cenazede kayıtlara geçmemişti. Yani herşey tamamen yalandı. Ama bu yalanı gazeteciler değil, halktan biri uydurmuştu.
Kendisi ismini vermeyeceğim bir derneği aramış, belediyenin köpekleri zehirlediğini ihbar etmiş, kendi ev köpeğininde zorla ellerinden alınarak zehirlenip araca atıldığını anlatmış ve yardım istemişti. Olay üstüne dernek harekete geçmiş, pek çok haber kanalıyla iletişimde bulunmuştu. Derneği arayan malum kişi, köpeğin sahibinin üzüntüden vefat ettiğini ve bu ölüm karşısında yetkililerin dalga geçervari açıklamaları olduğunu ileri sürmüştü.
Olay detaylı olarak incelendi, hukuki makamlar devreye girdi, böyle bir köpeğinde, böyle bir ölümünde olmadığı, bir şizofren tarafından uydurulmuş masal olduğu ortaya çıktı.Hatta bu şahıs kendisini psikolog olarak tanıttı
Yaratıcılık harikası bu olay, ben dahil pek çok hayvan severi zor durumda bıraktı. Belediyenin adını lekeledi. Oysaki bahsi geçen belediyenin böyle bir ekibi ve aracı dahi yoktu.Bana gelen açıklama mailinden bir alıntıyla kendimi en iyi şekilde ifade edeceğimi düşünüyorum.
İşin en acı tarafı bu olayda benim duyarlı bir gerçek hayvansever olarak yapmış olduğum bilgilendirmelerle şu an anlaşılmış ve şüphe duyulmayan gerçek boyutuyla bu yalana alet edilmiş olduğumdur. Olay tamamen bir şizofrenin kafasının içinde yarattığı senaryonun hayata geçirilmesi girişimidir.
Bu olayda malesef içimdeki hayvanseven kişilik ve tüm gerçek insanlarda olması gerektiğine inandığım duyarlılık nedeniyle sizlerin yanlış bilgilendirilmesinde rol aldım, bu yalana alet oldum. Bunun da en üzücü tarafı, her ne kadar tüm gelişmeleri sizlere anında aktarmaya çalışmış olsam da, bana olan güvenin pek çoğunuzun gözünde zedelenmiş olmasıdır.
Ve bu olaylar sırasında harcamış olduğum emeği, zamanı ve şu an için zaten çok sınırlı olan maddi imkanlarımı etrafımdaki hayvanlar için harcayabilmiş olsaydım, sokağımdaki en az üç hayvana daha faydam olabilirdi.
Hani derler ya, “LANET OLSUN İÇİMDEKİ BU HAYVAN SEVGİSİNE!”
Tüm hayvansevenerden, tüm dostlardan bana olan güvenlerini zedelemiş olduğum için bu olayda payıma düşenden ötürü özürlerimi fazlasıyla bildirmek ister, affınıza sığınmayı bir görev addederim.
Kabul etmeniz dileklerimle…

Yaa anne, baba! Her gün kapının önüne yatıyorum, türlü türlü şaklabanlıklar yapıyorum ama yine gidiyorsunuz! Sonra bir de akşam söyleniyorsunuz, ‘bu hatun agresif mi oldu ne, bir ayaklar, bir eller.. harita olduk vallahi..’ diye. Ama yok, siz adam olmayacaksınız..
Her sabah “saat misali” (her ne demekse) uyandıran kim? Tabii ki ben! Her akşam kapıda karşılayıp sevgi gösteren, evde bekleyip evi koruyan kim? (istesem çıkarım arkadaş. Her taraf açık bak dışarıyı görebiliyorum.. Ahh kafam.. Neyse..)
Tabii ki ben!! Ben olmasam o hareket eden, denizden çıkardığınız şeyleri kim tutacak patisiyle? Sorarım size kim size şarkılar söyleyip gitar, çello çalacak? Ben olmasam kim gözünüzde, bacağınızda, yüzünüzde çıkan yaraları yalaya yalaya tedavi edeck? Yok değil mi kimse? Eeee o zaman adam olun da gitmeyin artık iş denilen yere…
Hani öpüp koklayıp kapının önünden kaldırınca, her sabah leziz yemekler bırakınca kanıyorum sanmayın hani.. Aaa anneme bak yine gidiyor.. Yok arkadaş bu gün bırakmayacağım, bir tırnak bir bacağına, bir de diğerine… Hahahaha yakaladım seni gidemezsin..
Snıff snıff bu koku da neee?? Mımmmm sanki gidebilirsin ama… Bilemiyorum ki şimdi… E hadi git barii…İzin verdim. Bacakların için de kusura bakma.. Akşam tedavi ederim ben onları… Mmmmm… Ne güzeeeelll….
BU BİR GİZEM DERELİOĞLU YAZISIDIR.