Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Oyunculuk sergilediğinin farkında değil. Seyredildiği de umurunda değil. Bütün canlıların yavruları gibi oyuncu. Dünyayı tanımıyor henüz. Kaygılarla, korkularla tanışmamış. Ama yaşadığı için çok mutlu. Gözlerini açıverdiği dünya, bir panayır yeri. Karnı doyarsa, arada bir okşanırsa, anasından uzak olmanın acısını bile unutmaya hazır. Bir yatak reklamında, bornoz cebinde, şifoniyer çekmecesinde, yatak üstünde kartopu gibi yuvarlanıyor. Güzel olduğunun, dekoratif olduğunun da farkında değil.
Keşfe çıkmış işte. Her şey heyecanlandırıyor onu. Bir ‘pet shop’dan kiralanmış meğer. Seyrettiğimiz yatak reklamında oynaması için. Bebek ya, uykusu gelip işleri bozar diye çekimler sırasında uyanık tutacak haplar yutturulmuş. İshal olmuş, aşırı su kaybetmiş.
İşi bitince sette unutulduğu, günlerce aç, susuz kaldığı iddia ediliyor.O stüdyoda hapis kalıp ölmüş. Bunun üstüne reklamı çekenler, onu kiraladıkları ‘pet shop’a giderek ölüsünü satın almak zorunda kalmış. Bir reklam filminin prodüksiyon masrafları düşünüldüğünde çok küçük bir kalem.
Her gün defalarca o beyaz kedi yavrusunun hayaletini izliyoruz. Şık hayatların sunulduğu şık bir reklamda. Reklamcılar tarafından öldürülen kedi, filmde o evin sevilip üstüne titrenen minik kedisi rolünde görülüyor.
Çekilmekte olan bir dizi filmde, Kadir İnanır’ın arabasıyla giderken son anda fark edip ezilmekten kurtardığı, alıp evine götürdüğü hasta kedi rolü için de bir yavru yüksek dozda uyuşturucuyla bayıltılmış. Saatlerce kendine gelememiş. Onun akıbeti hakkında bir bilgi edinemiyoruz. Çünkü onlar, birer aksesuar. Avcıları tarafından her şekilde kullanılabilirler. Onlara her çeşit işkence uygulanabilir. İşleri bittiğinde de fırlatılıp atılacaklardır.
Reklam filminin yapımcı -yönetmeni, minik yavrunun ölümünün sorumluluğunu kabul etmiyor, ‘Koskoca yönetmen böyle bir ayrıntıyla ilgilenmez, sorumlu olan prodüksiyon ekibidir’ diyor. Devamını oku »
Binlerce yıl önce, vahşi doğanın içindeki kedi, en güçlü hayvan olarak gördüğü aslanın kudretinden etkilenip onun peşine düşmüş, kendine sahip saymış. Sonra bir gün, avcının biri gelip aslanı vurunca, gücün insanda olduğunu görmüş ve adamla gitmiş. Adam kediyi evine götürmüş. Evde, iktidarın adamın karısında olduğunu anlamış ve sahibinin kadın olduğuna karar vermiş. Kediler o gün bu gündür kadını sahip olarak görür ve en çok evi sever.
Kedi ve kadın arasında pek çok noktada usul bir bağ olduğuna inanıyorum. Kedilerin okşanmaktan nasıl keyif aldığını herkes bilir. Çoğu kadın da, başını sevgilisinin dizlerine koyup saçlarını okşatmayı sever. Erkekler ve kadınlar arasında saçlar üzerinden bir iletişim var. Sözüm erkeklere: Sevgilinizin saçlarını okşayın, tarayın, -seviyorsa- örün… Bunun onları ne kadar mutlu ettiğini göreceksiniz. Her ikiniz için de terapi yerine geçer.
Adamın kediyle ilişkisini, kadınla ilişkisine pek çok noktada benzetiyorum. Bir kadına nasıl bağlanıyorsa, kediye de öyle bağlanır erkek.
Bir ilişkiye son noktayı koyma, daha doğrusu “terk etme” söz konusu olduğunda, kedi ve kadın arasında bir benzerlik daha çıkar karşımıza. Bir gün gelir de, geri dönmemecesine çıkıp gittiğinde -ister bir kedi, ister bir kadın olsun- geride kalan adam için durum farklı değildir. Kedi ve kadın aynı terk eder. Devamını oku »
Tam 365 gün önce, anne oldu kızım. Bir anda başlayan sancıları, patileriyle ellerime sarılışı, gözümün içine bakarak bebeklerini dünyaya getirişi, sanki dün geceymiş gibi hafızamda. Daha kendisi bebekken, yavrularına sahip çıkışı, mucizenin ne demek olduğunu öğretişiydi bana. Sadece 18 gün sonra gidişi, ölümü, ardından bebeklerin ölümü, çaresizliğin ne olduğunu öğretti bu kez… Devamını oku »