Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

Önce kolilerimizi hazırladık. Sonra arabaya yükledik. Ardından büyük eşyalarımızı sattık. Halılarımızı, yemek masamızı, kalpli ve kedili mutfak takımlarımızı… Hepsini dağıttık bir yerlere. Rüya’nın en sevdiği topu kaybettik o hengamede. Üstüne tırmanıp uyuduğu, giysi dolabını artık bir başkası kullanıyor. O eve geldiğinde, karnı aç dönmeyen kedilerimin, artık boynu bükük. Taşındık…

Önce eşyalarımız gitti. Sonra evimiz. Sonra da Eray’ımız… Rüya’nın bitanecik babası, benimse 5 yıldır, hiç bıkmadan usanmadan, her sabah yeniden aşık olduğum adam. Gitti…

En son biz gidiyoruz bu şehirden. Işıkları biz söndürüp çıkacağız. Gözümüz arkada… Bırakılmaması gereken o kadar çok insan varken, biz bilinmeze yol alacağız. Şimdi bir tek Rüya kaldı bana. Bir de rüya gibi geçen 5 yıl.

5 yıldır, suyu hiç bulanmayan, tüm balıkların eşit şartlarda yaşadığı akvaryum, şimdi darmadağın. Bir tek deniz kabukları kaldı en derinde, yolumuz düşerse yeniden bu şehre, çocuklarımıza diyebilmek için. “Biz burada yatırım yaptık geleceğe…”

Miyuv Operası

07 Temmuz 2010 Yazar: Çiğdem | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

Umursamaz bir blogger, blogunu unutan bir blogger profili çizmiş olsamda uzun zamandır, inanın mantıklı açıklamalarım var. Hayatımız sınav… Adına kpss denilen ve madem öss ile eş değer bir sınava daha girip meslek seçecektik, ozaman neden 5 yıl okuduk, sorusunu aklımıza getiren sisteme küfür ederek, uzun ve yorucu bir dönemin sonuna geldik. Cumartesi ve pazar günü, alan bilgimizden ziyade lise bilgilerimizi ölçecek olan sınava girip rahatlayacağız. Hazırlık aşamasında buraları sahipsiz bıraktığım için özür diliyor ve telafi edeceğimin garantisini veriyorum.

Rüya Hatun, hamilelikten olacak, bize pek pas vermiyor şu sıralar. Sabahın karga yemeğini yememiş saatlerinde oyun oynama isteğinden, biz ders çalışırken, silgi, kalem ve kağıt saklama alışkanlığından vazgeçti. En çokta mi mi miiii ii iii iiuyuuv şeklindeki “miyuv operası”ndan vazgeçmiş olmasına seviniyorum. Birgün yeniden başlarsa, ses kaydı yapıp size dinleteceğim. Nasıl dayanılmaz, nasıl tiz bir ses ile beynimizi oyduğuna şahit olun istiyorum… Ya da sizinde beyniniz oyulsun istiyorum. İkisinden biri :)

Her gece kendisiyle konuşuyorum, kaç bebek var kızım içinde sorusuna cevabı, oldukça anlamlı. Miiiuw! Ben anladım şahsen. Yalnız çok tüy dökmeye başladı, normal mi bilmiyorum ama doğumdan sonra da devam ederse, tüyleri 5 numaraya vurdurasım var. (Şaka) Bir de yemek yetiştiremez olduk kendisine, e öğrenciyiz sonuç olarak. Anlatsak anlar mı? Sanmam.

Evcil kedimize mama bağışlamak isteyen var mı :)

1. Yıl Geride Kalırken…

25 Haziran 2010 Yazar: Çiğdem | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

Geçtiğimiz yıl bugün büyük bir heyecanla başlamıştı KediKardeşliği macerası… Büyük adımlar atmaya çalıştık. Bazıları amacına ulaştı, bazıları yarım kaldı. Bazen duyarsızlıktan, bazen de insanların şişmiş egoları yüzünden. Bazen mutluluklarımızı paylaştık, bazen hüzünlerimizi. Öyle sanıyorum ki, Kedi Kardeşliği’nin en acı günü, Badem‘in gittiği gün oldu. En mutlu günü de Rüya‘nın dünyaya geldiği gün.

Çok şey yaşadık. Sahipli/sahipsiz yuva arayan tüm kedilere kapımızı açtık. Pek çoğunda mutlu sona ulaştık. Boğazımızı düğüm düğüm eden en talihsiz yuva arayışımız ise Juliet ile oldu.Duyarsızlık, ne oldumculuk, insan olmanın ne demek olduğunu anlamamış zihniyetlerin saçma sapan açıklamaları bizleri bu zorlu süreçte hem çok üzdü, hem de sinirlendirdi. Yuva arayışımız yarım kaldı, çünkü o dayanamadı…

KediKardeşliği sayesinde pek çok kişiyle tanıştım. Kendisinde yemek artıklarını sokak hayvanlarına verme bilinci uyanan, sıcak yaz günlerinde kapısının önüne kuşlar,kediler,köpekler için bir tas su koyan, kısacası amacımızı anlayıp bize destek olan herkese sonsuz teşekkür ederim.