Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

Sevgili günlük,

Son 11 senedir VEJETERYAN, 3 senedir de VEGAN olarak yaşıyorum.. Yaşadığım yer, şimdilik, Türkiye.. Türkiye’de Vegan olmak zor, evet ama, ASLA İMKANSIZ DEĞİL.. Zorluğu odur ki, dışarıda yemek yiyeceğim zaman sadece salata ve sossuz, tadsız, tuzsuz makarna yemek zorunda kalıyorum.. Ama olsun, hiç dert değil.. Çünkü ben; işkenceden, eziyetten ve acılardan geçen bir yolculuk sonrası tabağıma gelen, sevmelere doyamadığım, CANLARIN CESETLERİNİ YEMİYORUM..

Bunun için huzurlu uyuyorum.. Midem hayvan mezarlığı olmadığı için binlerce kere şükür ediyorum.. Devamını oku »

Yitip Giden Üç Hayat…

06 Eylül 2010 Yazar: BademRüya | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

Rüya’nın her anını benimle paylaşan sizlere, bu haberi vermek benim için çok zor…

Kızımın emanetleri, Efe, Sultan ve Umut… 3 gün önce ardarda yaşamını yitirdi… Rüya Kız’ın yanına uçtu bebeklerim. Annelerinin yokluğuna dayanamadılar daha fazla.

İşte şimdi, Rüya’nın yaşam hakkını elinden alan o insan kılıklıların Allah belasını versin deme vakti…

Yitip giden üç hayat mı sadece? Sadece Efe, Sultan ve Umut mu gitti? Rüya’yı da eklersek 4 olur mu? Merve ve Uğur’u eklersek, o anlara birebir şahit olan Limon’u eklersek 7 mi eder? Eray’ı da katın hesaba… Beni bir de… Bitmedi bu sayıyla. Ama siz bitmiş sayın…

Tanışma Hikayemiz

05 Eylül 2010 Yazar: BademRüya | Kategori: Yazarların Kaleminden

Ben kedilerden nefret ettiğimi söyler, köpekler için çıldırırdım. Çocukluğumda hayal meyal hatırladığım, hatta korktuğum dışarıda baktığımız bir kedimiz vardı. Babam zaman zaman eve alırdı. Oyun oynardı. Ama ben o kediyle ilgili hiç bir anı hatırlayamıyorum. Köpeklerle ilgili hatırladığım bir sürü şey var. Annan emlerin köpeği, onun öldürülüşü, amcamın kurt köpeği, dayımın kangalı…

Lise çağlarında da evimize iki köpek gelmişti farklı zamanlarda. Sonra gittiler. Birini eski sahibi geri aldı, diğeri çiftliğe gitti daha mutlu oldu.

Kendi evime geçince hep bir köpeğim olacağını hayal etmiştim. Kendi evime geçtim, bu hayalimi gerçekleştirmek için uygun zamanın geldiğini düşündüm ve bir kopek aramaya başladım. Hayalim bir Coocker Spaniel’di. Kendimi o kadar kaptırmıştım ki.

Etrafımdaki köpek besleyen insanlarla konuşmaya başladım. Aslında hiç bir şeyin göründüğü kadar kolay olmadığını anlatmaya başladılar. Çalışma saatlerimin düzensiz olusu, yavru köpeğin eğitimi, sabah aksam onu çıkarmak zorunda kalmak… Herkes cümlesinin sonunu “köpek alma, kedi al” diyerek getiriyordu

Ben kedilerden nefret ediyorum ya, yıllarca da böyle geçinmişim. Etrafın söylediği “kedi tüyü kist yapar, kedi nankördür”lerin arkasına sığınmışım.

Kedi besleyen arkadaşlarımın tecrübelerini dinlemeye başladım. Kimisi güzel, kimisi ürkütücüydü. Kimisi ikna etmeye çalışıyor kedi bakimi ile ilgili bilgiler veriyordu. O zaman nerden bileceğim ki bir süre sonra onların bana söylediklerini ben başkalarına söyleyeceğim.

Zaman zaman fikrim değişiyor “kedi mi alsam” diye düşünmeye başlıyordum. Tabi bu arada kedilerden nefret ettiğimi söyleyen ben, nerede bir kedi resmi görsem, nerede bir kedi görsem, hangi petshopun önünden geçsem gözlerim doluyor, deliriyordum. Nasıl nefretse..! Ama yok “kedi tüyü kist yapar, kedi nankördür, hem bir yaslı kadını ölünce kedileri yemiş, ay iğrenç. Pis hayvanlar..!” Ben kedi falan almam.

Kasım 2001…

2 tane kedi sahibi, çok yakin bir arkadaşımızın hayatında kötü değişiklikler oldu. Benden kedilerini almamı istedi. Yapma etme, ben kedi bakamam, geçici bakarım, bir tanesine bakarım demelerim kar etmedi. Kediler ortada kalacak diyor. Anlamıyorum ki o zaman kedi ortada kalınca ne olur, nereye gider?

“Asılarını yaptırırım Ebru, onlara oyuncaklar alırım, mamalar alırım, lütfen al! Ortada kalacaklar!” diyor sadece. Devamını oku »