Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Kedilerle ilgili bu durumu yeni öğrenmiştim;
Normalde sokak kedisi kendini saldırgan köpeklere karşı koruyabilirmiş. Bu direnci kıran tek şey neymiş biliyor musunuz: Sevgi…
İnsanoğlu, eğer bir sokak kedisinin başını okşar ve ona şefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altında olduğunu zanneder ve sivri tırnaklarını içeri çekermiş. Ve vahşi köpeklerin azgın dişlerini gırtlaklarında veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini midesinde bulurmuş. Küçücük bir dokunuşta gardı düşen ve ölümcül yaralara açık hale gelen sarmanların kaderinde kendi aşk hayatımızın hülasasını buldum. Biz de Eros’un şefkatine sığınıp, sevdalanınca en mahrem zaaflarımızı ele vermiyor muyuz? Yıllar yılı ardına sığındığımız barikatların anahtarını gönüllü teslim edip, tırnaklarımızı içeri çekmiyor muyuz? Devamını oku »
-Sana gelirken kedi getirmeye karar verdim.
-Ben hayvanların “hediye” olarak görülmesine şiddetle karşıyım.
-Ağzımdan “hediye” diye bir kelime çıktığını hatırlamıyorum.
-O halde?
-Sokakta yaşam savaşı veren bir kediye, en iyi senin bakacağına inandığım için dedim.
Görsel emekçisi: EMS
Böyle böyle düzelecek herşey. Zamanla, kabul ediyorum. Ama “yaptık, çok da güzel oldu” diye övünülerek ortada dolaşılmasını doğru bulmuyorum. Bulamıyorum…. Çünkü, olmamış… Malesef… Elbette şartlar, diğer barınaklara ve rehabilitasyon merkezlerine göre çok çok iyi. Daha temiz, daha korunaklı bir ortam söz konusu. İşkence yok. Yaşam hakkına tecavüz yok. Sokaktakilere göre bir nebze daha iyi şartlarda yaşıyorlar. Yaşatılıyorlar…
Gün gelecek daha iyi olacak. Sonra daha iyisi. Dedim ya, zamanla… Türkiye’de bu bilinç yeni yeni uyanıyor. “Yeryüzünde bizden başka yaşam savaşı veren canlılar da var.”
Bu kadarı için bile teşekkür ediyorum. Emeği geçen herkese…