Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
|
Bu adı, Kedinin mırmırları, Bunu, Duyan, Özdemir ASAF |

Annesi kapıyı açtığında küçük kızın elinde bir kedi yavrusu vardı. Küçük kız avucuna rahatlıkla sığmış kedi yavrusunu annesine doğru uzatmıştı. Hem küçük kızı, hem kedi yavrusu öyle anneye bakıyorlardı. Kız sesi titreyerek: “Kimsesi yok, onu evimize alabilir miyiz?” dedi… Anne, kızının dünyasını çok etkileyecek, onun kimliğini ve duygularını belirleyecek çok önemli bir kararla karşı karşıya olduğunu anladı… O ikisi de koca gözlerle bakıyorlardı annenin yüzüne..
Anne karar verdi: “Sen istiyorsan…”
Kedi yavrusuna bir sepet buldular, bir de küçük yemek kabı… Bebek kedi, sütünü içince gidip sepetinde yattı. Uyandığında düşe kalka küçük kızı aradı, onu bulduğunda kucağına çıkıp oturdu… Nerede, ne zaman önemli değil…
Devamini oku »
Haydi insanların yüzüne doğru düzgün bakmıyoruz, gözlerine hele, neredeyse hiç! (Oysa Levinas, “ahlak, başkasının yüzüyle, o yüze bakarak başlar” der ki, durup düşünmeye değer.)
Hiç değilse, hayvanların yüzlerine baksak! O zaman hiçbir hayvana haşin davranmak, eziyet etmek, onları itip kakmak içimizden gelmez. Bundan eminim.Hayvanlardan korkanlara, onlardan nefret edenlere dikkat ediyorum. Hepsinin kafasında hayvanlara dair üstünkörü bir imaj var; cansız bir resim, o kadar!
Hiçbiri durup gerçekten bir köpeğin, bir kedinin yüzüne bakmamış!
Hep kendi korkusunu önde tutmuş ama onların korkusunu umursamamış! Hayvanların gözlerinde titreşen çaresizliği, acıyı, şefkat arayışını hiç tanımamış.Oysa o küçücük gözlerde daha ne anlamlar, ne dünyalar saklı!Diyelim ki; biz fobilerimizin esiriyiz. Bari çocuklarımızı bu fobilerden koruyalım! Herkes evine hayvan alsın, beslesin büyütsün demiyorum.
Çocuklarımız hayvanları sadece bir süs ya da korku nesnesi gibi algılamasın, yeryüzündeki hayatın sadece maddeten değil manen de ne kadar zengin olduğunu ve bu manevi zenginliğin bir kısmının da hayvanlara ait olduğunu kavrayabilsinler istiyorum.
Haşmet BABAOĞLU