Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

‘Yazarların Kaleminden’ Kategorisi Arşivi


Bir Kedi Yavrusu Olsaydım…

05 Ağustos 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Yazarların Kaleminden

bekir-çoşkun

Bence bizler boşu boşuna onlara hayvanları anlatıp duruyoruz, insanlar hayvanları yeterince tanıyorlar aslında.

Koyunun kopyasını çıkartan insanoğlunun zekásı, evinin saçağındaki kuşun yavrularına yiyecek taşırken sahip olduğu anne duygusunun boyutlarını nasıl bilemez?

Ya da önceki gün izledi insanlar:

Almanya’nın Münster Hayvanat Bahçesi’ndeki goril, ölen yavrusunu uyandırmak için onu kucağından bırakmadı, okşadı, sevdi, ağladı… Ertesi gün insanoğluna bir başka haber ulaşıyordu televizyonlardan, gazetelerden:

Avustralya’da Sydney açıklarında bir balina yavrusu, annesi zannettiği bir tekneyi emmek istiyordu. Millerce teknenin altında yol aldı, annesine (!) sokulmak istedi, ona seslendi, karnı acıkınca emmeyi denedi, ama olmadı.

Tüm dünya izledi bunu.

Her gün medyada yayınlanan bu tür haberler-görüntüler, kendi sağlığı söz konusu olunca gözle görülmeyen virüslerin-mikropların dünyasını çözen insanoğluna, bahçesindeki hayvanların da duyguları olduğunu anlatmaya yetmez mi sizce?

Bal gibi yeter…

Ama genelde ahlaki değerlerden yoksundur insan.

Merhametsiz…

Sevgisiz…

Ve çıkarcıdır…

Toplumun içinde kalma zorunluluğu, öğretiler, kurallar, yasalar, onu öyle düzgün tutsa da bir kedi yavrusu ile baş başa kaldığında onun gerçek kimliği ortaya çıkar. Fok yavrularının kürkleri için diri diri yüzülmelerinde ya da boğa güreşlerinde, o baskılar ortadan kalktığında, gerçek yüzünü görürsünüz insanın.

Kürk mağazalarına koşarken ya da arenalarda zavallı bir dananın kılıçla delinmesini çılgınca alkışlarken… Böyledir insanoğlu…

Acımasız, merhametsiz, çıkarcı…

Çevrenizdeki insanlara iyi bakın.

Savunması olmayan, güçsüz, korunmasız, kimsesiz, dilsiz canlılara merhamet göstermeyenlerden korkmalısınız.

Bir gün sizin gücünüz tükendiğinde, o insanlara muhtaç olduğunuzda, savunmasız kaldığınızda, bir parça kuru ekmeği esirgediği kediden hiç farkınız olmayacaktır.

Bir kedi yavrusu olsaydım…

Size dostlarınızı saysaydım…

24 Ağustos 2008
Bekir COŞKUN

ALINTIDIR.

terkedilmek

Ne acıdır hayata ilk merhaba dediğinizde yediğiniz kazığın acısı ! Sizin dünyaya gelişinize neden olan ilk erkeği hiç tanımaz kimileri !

Hele hayatınızdaki ilk kadından yediğiniz tekmenin tadını yiyen bilir !

İki gündür evimizde minik bir misafirimiz var. Ona yardım ve yataklık ediyoruz.

Biz ev halkı olarak belki de topluca suç işliyoruz.

Ama düşene bir tekme de biz vuramayız.

Henüz üç haftalık bir bebek bu. Korunmasız… Savunmasız…

Hayatı bilmiyor şimdilik. Herkesi dost sanıyor kimi zaman…

Kimi zaman da herkes şüpheli onun gözünde…

Devamini oku »

Söz Hakkı İstiyorum!

18 Temmuz 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Yazarların Kaleminden

kedi-dilinden-hikaye

Yaa anne, baba! Her gün kapının önüne yatıyorum, türlü türlü şaklabanlıklar yapıyorum ama yine gidiyorsunuz! Sonra bir de akşam söyleniyorsunuz, ‘bu hatun agresif mi oldu ne, bir ayaklar, bir eller.. harita olduk vallahi..’ diye. Ama yok, siz adam olmayacaksınız..

Her sabah “saat misali” (her ne demekse) uyandıran kim? Tabii ki ben! Her akşam kapıda karşılayıp sevgi gösteren, evde bekleyip evi koruyan kim? (istesem çıkarım arkadaş. Her taraf açık bak dışarıyı görebiliyorum.. Ahh kafam.. Neyse..) :) Tabii ki ben!! Ben olmasam o hareket eden, denizden çıkardığınız şeyleri kim tutacak patisiyle? Sorarım size kim size şarkılar söyleyip gitar, çello çalacak? Ben olmasam kim gözünüzde, bacağınızda, yüzünüzde çıkan yaraları yalaya yalaya tedavi edeck? Yok değil mi kimse? Eeee o zaman adam olun da gitmeyin artık iş denilen yere…

Hani öpüp koklayıp kapının önünden kaldırınca, her sabah leziz yemekler bırakınca kanıyorum sanmayın hani.. Aaa anneme bak yine gidiyor.. Yok arkadaş bu gün bırakmayacağım, bir tırnak bir bacağına, bir de diğerine… Hahahaha yakaladım seni gidemezsin..

Snıff snıff bu koku da neee?? Mımmmm sanki gidebilirsin ama… Bilemiyorum ki şimdi… E hadi git barii…İzin verdim. Bacakların için de kusura bakma.. Akşam tedavi ederim ben onları… Mmmmm… Ne güzeeeelll….

BU BİR GİZEM DERELİOĞLU YAZISIDIR.