Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Ankara’da kış… Sokaklar boş… Islak… “Gel pisi pisi” dediğin her kedi, kendini arabanın altına atıyor bir hızla. Ne elindeki süt, ne kuru mama… İnsan zulmünden korunmak uğruna, açlıktan ve soğuktan ölmeyi tercih ediyorlar…
Bir kez daha söylüyorum işte, sevmiyorum seni Ankara… İnsanını hiç sevmiyorum… Bana göre, mevsim yaz olsa da sen soğuksun.
Sonbahar bebeğiydin. Ama bilmiyordun hiç yağmuru, soğuğu.. Kış ortasında bir gün, oyun oynarken sıcacık yuvanda, kulağını kabartıp dışardan gelen sesleri dinledin. Gök gürlüyor, damlalar cama vuruyordu. Gözlerini iri iri açarak ve kulaklarını oynatarak anlamaya çalıştın ne olduğunu. Aldım kucağıma, çıkardım balkona… İlk yağmurunu izlettim sana. Küçük bir bebek gibi, tırnaklarını geçirdin tişörtüme. Korktun, irkildin.
Sonraki yağmurları, cam kenarından izlemeyi öğrendin. Camdan kayıp giden damlalara, pati atmaca oynadın…
Bu da benim ilk yağmurum bebeğim. Sensiz ilk yağmurum…
Rüya’nın her anını benimle paylaşan sizlere, bu haberi vermek benim için çok zor…
Kızımın emanetleri, Efe, Sultan ve Umut… 3 gün önce ardarda yaşamını yitirdi… Rüya Kız’ın yanına uçtu bebeklerim. Annelerinin yokluğuna dayanamadılar daha fazla.
İşte şimdi, Rüya’nın yaşam hakkını elinden alan o insan kılıklıların Allah belasını versin deme vakti…
Yitip giden üç hayat mı sadece? Sadece Efe, Sultan ve Umut mu gitti? Rüya’yı da eklersek 4 olur mu? Merve ve Uğur’u eklersek, o anlara birebir şahit olan Limon’u eklersek 7 mi eder? Eray’ı da katın hesaba… Beni bir de… Bitmedi bu sayıyla. Ama siz bitmiş sayın…