Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Tam 365 gün önce, anne oldu kızım. Bir anda başlayan sancıları, patileriyle ellerime sarılışı, gözümün içine bakarak bebeklerini dünyaya getirişi, sanki dün geceymiş gibi hafızamda. Daha kendisi bebekken, yavrularına sahip çıkışı, mucizenin ne demek olduğunu öğretişiydi bana. Sadece 18 gün sonra gidişi, ölümü, ardından bebeklerin ölümü, çaresizliğin ne olduğunu öğretti bu kez…
Devamini oku »
Elveda diyebilmek zor iştir. Ama artık veda zamanı… Hayatın ta kendisiydi yaşadıklarımız. Anlattıklarımız…
Hep beraber güldük, mutlu olduk, coştuk, çıldırdık, sıkıldık, sinirlendik, bağırdık, ağladık. Güzel şeyler bulduk, güzel şeyler öğrendik, güzel şeyler yazdık… Birimizden akan göz yaşını, hepimiz paylaştık. Bir sevinci, hep beraber çoğalttık..
Burada yazarken, kim olduğumun ve ne olduğumun önemi yoktu. Çok güzel arkadaşlar, dostlar edindim… Kardeşlerim oldu hatta! Abilerim, ablalarım… “Kedi kardeşliği”, gerçek kardeşliklere zemin hazırladı.
Bazı sabahlar mailime düşen yazılarınıza kahkahalarla eşlik ettim, an geldi boğazım düğüm düğüm okudum…
Öğrendiğim onca şeyin ve edindiğim onca tecrübenin sonuna, buraya veda etmeyi de eklemek gerekirmiş meğerse…
Elimden geldiğince, gücüm yettiğince sayfayı açık tutmaya çalışacağım. Hatta belki dayanamayıp, belli dönemeçlerde yine yazacağım… Selam olsun herkese!
Bana;
Buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Çekmişsin arabayı kenara, içerde derin bir sessizlik. Radyoyu açıyorsun, tüm kanallar reklamda. İnce bir küfürle kapatıyorsun. Yağmurdan 50 metre ileriyi görmen bile mümkün değil. Ama inatla uzağa bakıyorsun. Görebiliyormuşsun gibi…
Ortam yumuşasın diye, öylesine ortaya atılmış bir cümle. “Hiç kedi yok mu yaa buralarda?”
Ve hooop! Kaportaya zıplayan bir minnoş. İçerde ne suskunluk ne de gerginlik, hiç birşey kalmıyor, sessizce bıyık altından gülen iki arkadaştan başka