Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Güne kötü başladım aslında. Uyanmamın üstünden sadece 1 saat geçmişti ki mahallenin çocuklarının ”yangın var!” çığlığı sardı etrafı. İlk dakikalar insan konduramıyor tabi, oyun oynuyor yaramazlar diye düşündüm. Sesler ısrarla devam edince ön balkona çıktım ve seslendim çocuklara. Birisi sitenin arkasında bulunan alanı ateşe vermişti. Hay Allahım, kuru otları yakıyor heralde yöneticinin biri diye düşünerekten, odamın içinden geçerek arka balkona ulaştım. Manzara sandığımdan çok daha farklıydı. Alevler evlerin 2. katı hizasına yükselmişti. Binalara ait bahçelerde bulunan ağaçlara sıçramasına ramak kalmıştı. İnsanlar evlerinden hortumla su sıkmaya çalışıyor, kadınlar ve çocuklar ellerinde kilimlerle ateşlerin içine dalmış söndürmeye çalışıyordu. Sitenin elektriği ve doğalgazı kesildi.Çok zaman geçmeden itfaiye geldi ve alevler ağaçlara sıçramadan kontrol altına alındı. Soğutma çalışmaları yapıldı.
Bir kaç saat sonra arka balkona çıktım, telefonla konuşmak için. O da ne? Minicik beyaz bir yavru kedi, yürüyemiyordu. Ön patileri kırılmış… Avazı çıktığı kadar bağırıyor. Telefonu kapattım ve hemen aşağı indim. Binanın çocuklarından Kübra’nın anlattığına göre, hatta yangının çıktığını mahalleye ilk duyuran minik Resul ve Caner’e göre, iki çocuk bisikletle yarış yaparken, bu kediyi ezmişlerdi. Sonrada zaten yaralandı hepten ölsün diye taşlamaya başlamışlardı. O sırada sokaktan geçmekte olan bir dede, çocuklardan birini tutup ”Gel bende senin ayaklarını kırayım, sonrada öl diye koca taşlarla seni ezmeye çalışayım, hoşuna gider mi, istermisin ahlaksız çocuk!” diye azarlamış. Çocuklar özür dilemiş, dedeyi göndermiş. Hemen ardından da, bizim apartmanın cin gibi veletlerini atlattıklarını sanarak, yavru kediyi arka bahçede otların arasına koyup, kibriti çakmışlar.Vahşeti, çocukların beyninin nasıl çalıştığını düşünebiliyor musunuz? Caner gidip kediyi kurtarmış hemen ama alevlerin büyümesine doğal olarak mani olamamış.
Devamini oku »
Kaan Göktaş’ın 4 yaşındaki İran-Ankara kırması kızı, geçen hafta evde kıvranır ve kusar vaziyette bulunmuş, çevredeki en yakın kliniğe kaldırılmış.Veteriner önce zehirlenme ihtimali üzerinde durmuş, serum tedavisi uygulamış. Ardından da iki iğne. %100 olmamakla birlikte hayati tehlikeyi atlattığı söylenmiş kendilerine ve müşaade altında tutulmak amacıyla kafesine konulmuş.Bu sırada solunum sorunu devam eden minik kedi 3 saat sonra ölmüş.Yapılan otopside karnında tüy topağı olduğu, bağırsağı ve akciğerleri sıkıştırdığı, nefes yetmezliğine neden olduğu ortaya çıkmış.
Veteriner hatasından kaynaklanan bir ölüm daha… Kedilerin tüy yutmasını engellemek zaten imkansız. Riskleri azaltmak için satılan kremler ve ilaçların yanı sıra, çim yardımıyla daha rahat tüy kusmasını sağlamakta mümkün. Kaan tüm tedbirleri aldığını belirtiyor ancak tüy yumağı sorunu önüne geçilebilecek türden bir rahatsızlık değil.
Bu durum önceden müdahale ve erken teşhisle önlenebilirdi. Sorunun ne olduğunu anlamadan, serum tedavisi ve kedi sahibine ne olduğu dahi söylenmeyen iki iğne yapıp, kafese kapatarak tedavi etmiş olduğunu sanan hekimi buradan kınıyorum. Basit tetkikler ve röntgenler ile tüy yumağının bağırsağı ve akciğeri sıkıştırdığı, bunun da solunum yetmezliğine sebep olduğu anlaşılabilir, bu doğrultuda tedavi uygulanabilirdi. Ölüme terkedilmiş bir kedinin hikayesini paylaşmak benim için çok üzücü. Ders olsun ve evcil hayvan sahipleri ne kadar güvenselerde hekimlerinin yaptıklarını sorgulasınlar diye bu olayı sizlerle paylaştım.
Devamini oku »
Dış görünümüyle vaşak‘a benzetilen karakulak‘ın adını Orta Asya Türkleri koymuş.Akdeniz ve Ege‘nin çam ormanlarında yaşayan karakulak, kedigiller familyasının bir üyesi.Dünyada soyu tükenmekte olan 120 memeli ırkının arasında ve Türkiye’de en son 1997 yılında Atlas dergisi fotoğrafçıları tarafından görüntülendi.
İlginçtir, bugün bir gazete bu canlıların varlıklarının bilindiğini ama bir türlü görüntülenemediği haberini yazmıştı manşette.Altındaki açıklama da, bir üniversitenin biyoloji bölümü, ekoloji grubundan 3 öğrencinin dernekler ve milli parklar yetkilileriyle görüşmeleri sonucu,Antalya,Mersin ve Muğla çevresindeki çam ormanlarında yıllar sonra karakulak’ı görüntülediği yazıyordu.Böylesine büyük bir başarı, eğer gerçekten varsa, neden kamuoyuyla tüm resimlerle paylaşılmadı acaba?Neyse zaten yazıyı yazmaktaki amacım, olayın gerçekliği ya da inandırıcılığı değil.
Devamini oku »