Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

‘Sokaktaki Yaşam’ Kategorisi Arşivi


Belki Bizimde Kedi Şehrimiz Olur…

02 Kasım 2010 Yazar: BademRüya | Kategori: Sokaktaki Yaşam

Kaan Göktaş aracılığıyla, Silivri’de bir kedi toplama merkezi açılacağını öğrendim dün akşam saatlerinde. İlk duyduğumda, köpek barınaklarının hali ortada, şimdi sıra kedilerde mi? diye geçirdim içimden. Bina yığınları ve taşıtlarla dolu sokaklar hangi hayvanın doğal yaşam alanı ki? dedim sonra. Birkaç gün önce “kedi şehri” haberlerini okumuş ve iç geçirmiştim oysa. Yeşil bir alan, kedi evleri, hergün içi su ve mamalarla doldurulan kaplar. İnsandan kaçmayan, ürkek gözlerle etrafı seyretmeyen kediler. Ütopya gibi bizim ülkemiz için.

Sonra Işık kedicik geldi aklıma. Hani İzmir’de, gönüllülerin yaptığı kedi evinden zorla çıkartılan ve kafası ezilen kedimiz. Pınar Yıldırım’ın mektubunu okudum açıp. Affet bizi, seni koruyamadık diyerek son veriyordu cümlelerine.

Sen şimdi bir meleksin…

Hasta olman kimsenin yüreğini sızlatmadı,yuva yapan işletmeci dışında. Tam da gelen soğuklarla beraber,yağmurda ıslanma diye sana yetecek bir kutu bıraktı. KORUNASIN, UYUYASIN diye… Ama insan denen bencil yaratık seni orada da buldu. YAŞAMA HAKKINI ELİNDEN ALDILAR,İZİN VERMEDİLER. Kendi türünden bir varlıkla, Pitbull cinsi bir köpekle korkutuldun önce.. Belki de parçalanmanı görmek yetecekti onlara, istedikleri buydu. Ama insandan daha sevgi dolu olan,ve her seferinde katil diye anılan o köpek sana hiçbirşey yapmadı.Çünkü biliyordu, hissediyordu duygularını. Çünkü od a hayvandı ve masumdu.Yıllarca düşman olarak bildiğimiz kediyle köpek sadece bakıştılar ve köpek geri adım attı yavaşça çekildi. Fakat istediğini yaptıramayan hazımsız SAHİP! kendi yöntemlerini denemeye başladı. Önce bir tekme attı sana,karnına gelen bu ağır darbe seni sersemletti yere düştüğün gibi kıvranmaya başladın. Toparlayamadın kendini,ayağa kalkamadın tekrar. Allah’ın işidir ki, tekmeyi atan yaratık aynı anda yere düştü.Ve bu uyarıdan bile bir ders çıkaramadan hırsla kafanı ayaklarıyla ezdi .. Defalarca .. Ta ki ağzından kan gelene kadar.Ancak o zaman anladılar egolarını tatmin etmeyi başardıklarını.Ve ancak o zaman anladılar senin can verdiğini ..

Dedim ya şimdi sen bir meleksin,bu kirli dünyadan kurtuldun.Görebileceğin türlü işkencelerden ve yaşamak için çekeceğin zorluklardanda.. Böyle bitmeseydi, ama bitti ..
AFFET BİZİ,SENİ KORUYAMADIK ..

Silivri’de başka Işık kediler can vermesin diye, Silivri Belediyesini destekliyorum. İlgili haber metni için bir tık.

“Affet bizi” dememek için, bir yerden başlamak gerek sanırım. Toplumun rehabilite edilmesi şu durumda pek de mümkün olmadığına göre, yapılacak diğer şey, sokak hayvanlarına, doğal yaşam alanlarını aratmayacak, yapay alanlar ayırmak…


Davamızın Adı: Kan Davası

12 Ekim 2010 Yazar: BademRüya | Kategori: Sokaktaki Yaşam

Yok… Defalarca başlattım video’yu, geri kapattım. İzleyemedim… Duyduklarımdan, okuduklarımdan bu kadar etkilendiysem, izleyince aklımı kaçırırım sandım belki… Bizler gibi, iki kolu, iki ayağı olan, kalp ve beyin yerine odun taşıyan bir yaratıkla sıfatlarımız aynı… Bakınca, o da insan, ben de!

Olay şöyle gelişir:

Bornova’da kutusunda uyuyan bir kediciği Dövüş köpeğini eğitmek (?) ve saldırması için yuvasından çıkarırlar. Kutuyu tekmelerler. Kedicik şaşkın çıkar , bakar “Neler oluyor?” gibilerinden. Ve Köpek istemez geri döner. Ama buna sinirlenen sahibi kediciğe bir tekme atar. Tekme atarken de düşer. Kedi o ölümcül darbe ile muhtemelen iç organları o anda darmadağın olduğu için travma geçirip can çekişmeye başlamıştır ki, tatmin olmayan ve ruhu gelişten (?) kötülükle dolu kahramanımız (???) düşüşünün de kendisini küçük düşürdüğü hislerinden hareketle ayağa kalkar ve hayvancığın kafasını ezer . Ve dakikalar önce kutusunda uyuyan zavallı bir masum meleğin kanları akar kaldırımlara. Diğer arkadaşları çeker tutar kolundan ve olay yerinden kaybolurlar…
Ben izlediğimde Balkonlara, camlara çıkıp deriiin nefesler aldım sakinleşmek için. Terden kafam,saçlarım su içinde kaldı ama nafile. Olayın etkisi beni sabaha kadar kendime getiremedi. Facebook gecelerimden en erken çıkış saatini yaptım , unutmak için. Film dedim, Müzik, dergi , gazete dedim olmadı… (M.Akyunak)

Ve sabah olur… Kediye bakan büfeci gelir, dükkanını açar… Kapının önündeki kan izlerini görür. Güvenlik kamerasını izlemeye başlar… İşte vahşet… Olay basına yansır çok şükür ki ve Türkiye ayaklanır… Sonra mı? Sonrası oldukça komik. İnsanımsı kahramanımızı, babası ihbar eder ve evinde yakalanır. 30 tl’cik ceza kesilir ve serbest bırakılır.

Bilgisayar başında asarım, keserim s….m lerle klavye delikanlılığı yapanlar, bir taraflarını kaldırıp, emniyet önündeki eyleme katılma zahmetinde dahi bulunmazlar. Sadece 7 kişi, bu meleğin kanı yerde kalmasın diye uğraşır.

Buradan bir tık ile, bu kedinin milyonlarca sahibi olduğunu yetkililere gösterebilirsiniz. Çünkü ülkemizde sadece sahipli! hayvanların başına birşey geldiğinde ilgili kişilere bir yaptırım uygulanıyor. Sokak hayvanlarının sahipsiz! olduğunu sananlara ders verelim! Yaşam hakkına saygı lütfen, imza!

2 saat sonra, saat 15:00 de, Bornova Takıl Cafe önünde toplanarak, adliyeye gidecekler. Eşlik etmek isteyen var mı? İzmir’de olup, boş boş evde oturanlar.. Size sesleniyorum. İnsanlığa bir faydanız olsun ister misiniz? Anneniz, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuz bu adamla aynı şehirde nefes alıyor. Tehlikedesiniz, farkına varamadınız mı hâlâ?

Işık Olur Musunuz?

28 Mayıs 2010 Yazar: BademRüya | Kategori: Sokaktaki Yaşam

Merhaba nasılsınız, size danışmak istediğim birşey var. Evimde bir kedi besliyorum, kedinin doğuştan sağlık problemleri var. Yavruyken sorunlu değildi, biz bunu daha sonra fark ediyoruz. Böbrek ve ciğerleri diğer hayvanlara göre daha büyükmüş, veterinerin dediğine göre doğduğunda ciğerlerini üşütmüş bu yüzden nefes problemi yaşıyor ve akciğerleride sorunlu yani.. Bunlardan daha da önemlisi kedim sara (epilepsi). Sürekli kriz geçiriyor ve biz kriz anında müdahale edemediğimiz için sürekli kasılıyor (etrafa idrar bırakıyor ve aşırı derece de salyası oluyor) ve vücut konsantrasyonunu kaybediyor 5-10 dakika kadar kedim krizin etkisinden kurtulamıyor. Krizin etkisi geçince de hayvan tuhaflaşıyor. Veterinerde sürekli tedavisini yaptırdık, sara için ilaç tedavisini yaptırdık ama ilaç verdikten sonra daha sık kriz geçirmeye başladı. Birkaç veterinere daha danıştık, saranın insanlarda bile tedavisinin mümkün olmadığını söylediler.Yani yapacak birşey yok dediler. Sanırım şuanda ya tek gözü görüyor ya da görme yetisinin büyük kısmını kaybetti. Yemeğini bulamıyor, evde ordan oraya atıyor kendisini daha da anlatamıyorum :( 9 ay kadar tedavisi için uğraştık ama sonuç alamadık daha da kötüye gidiyor :( ( Ev arkadaşım ve ben çalışıyoruz. Gündüzleri yanında değiliz sürekli ağrılı bir kedi dışarıda bırakamayız, kimsede sorunlu bir hayvanı sahiplenmek istemiyor :( Böyle kötü yaşamasındansa son çare olarak ötenazi düşündük ama dinimizce ötenazi uygun mu acaba? :(

Kaan’dan gelen bir mesaj. Kendisi burada konuya cevap vermiş, ama yaymamız ve yardımcı olmamız gerekiyor. Konuyu en azından Facebook profilimizden ve diğer sosyal ağ bağlantılarımızdan paylaşırsak, belki bir çare buluruz. Hayvanların uyutulmasına karşıyım. Bu konu elbette tartışma götürür. Acı çekmesindense uyutulması doğrudur diyenlerin yanında, söz konusu çocuğu, annesi olsaydı uyuturmuydu diyenler de var. İkinci grupta yer aldığım için, bu masuma bir yuva bulma, yanlız kalmayacağı bir aileye sahiplendirme taraftarıyım… Bunun içinde yardımınız gerekiyor…