Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

‘Sağlık’ Kategorisi Arşivi


Kediler ve Kısırlaştırma

25 Haziran 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Sağlık

Kedilerin cinsel olgunluk dönemine girdiğini, hareketlerindeki değişikliklerden anlamak mümkündür. Dişi kedi her zamankinden fazla miyavlamaya, mırlamaya başlar. Sahibine daha yakın, daha şefkatli, devamlı sevgi istiyormuş gibi davranır. Sırtını kamburlaştırıp, kuyruğunu havaya kaldırarak, yana doğru çeker. Bu esnada ön ayaklarıyla hamur yoğurma hareketi yapar. İdrar sayısında artış görülebilir. İştahları kesilebilir.

İnsanlar karşılarına bir problem olarak çıkan bu duruma değişik çözümler ararlar. Bunlardan ilki hiçbir müdahale yapmayarak kızışma dönemin geçmesini beklemektir. Bu da, kedinin her defasında fazlasıyla yıpranması, yorgun düşmesi ve sahibinin de uykusuz geceler geçirmesi demektir.

İkinci çözüm ise, kızışma döneminde kanda artan hormonlar üzerinde ters etki yaratan hormonlar enjekte etmek ve periyodun atlatılmasını sağlamak. Ancak bu tür ilaçlar hormonal metabolizmayı etkiler ve bazı sistemlerde yan etkiler yaratabilir, pek tavsiye edilmez.

Üçüncü yöntem, kızışma biter bitmez haftada bir gün hormon tabletleri verilmesidir. Ancak bunun da yan etkileri vardır. Eğer dişi kedimizin çiftleştirilmesi ve yavrulatılması düşünülüyorsa, bazı gelişimlerini tamamlaması için bir yaşını geçmesi beklenmesi daha uygundur. Bu döneme kadar da gerekirse doğum kontrol yöntemleriyle ilgili veteriner hekimle görüşülebilir.

Dördünci yöntem ise kısırlaştırmadır.Kısırlaştırmada iki ayrı operasyon tekniği vardır.

Bunlardan biri, yumurtalıkların biri veya ikisi bırakılarak, rahmin alınmasına dayanır. Bu yöntemle kedi operasyon sonrası cinsel hayatına devam eder, ancak yavrusu olmaz. Bu yönteme özellikle kedisi dışarı çıkıp gelen insanlar başvurabilir. Ancak bırakılan yumurtalıklar kistlenip, iltihaplanıp yapışmalara,  ciddi genital problemlere ve genellikle hormonal kökenli deri yangınlarına sebep olabilir.

Devamini oku »

Pratik Bilgiler

25 Haziran 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Sağlık

1) Küçük oyuncu kediniz büyüyüp, panter olduğu halde el ısırmaca oyunundan vazgeçmiyorsa, elinize kolonya sürüp oyuna dahil olun. Kolonyanın hem kokusu, hemde tadı onu bu can yakıcı oyundan vazgeçirecektir. Artık pisinizin önüne, buruşturulmuş kağıt, pinpon topu atma zamanı gelmiş :)

2)Kedinizin mutfak tezgahına çıkmasını istemiyorsanız, zıpladığı yeri aleminyum folyo ile kaplayın. Folyo hem onun kaymasını sağlayacaktır,hemde ayaklarının altında gıdıklanma etkisi yaratacağı için kendisi bundan pek hoşlanmayacak ve bir iki denemeden sonra pes edecektir.

3)Pisiniz için yanan mutfak ocağı büyük tehlike oluşturmakta. Zıplayıp, ocağa ulaşabileceği yerlere balon şişirip asın. Böylece tırnakları balonla temas ettiğinde balon patlayacak ve kediniz sesten korktuğu için kaçacak. Bir dahada aynı hareketi yapmaya yeltenmeyecek.

4)Ufaklık başını yere yaklaştırıp öksürüyorsa kendisini temizlerken yuttuğu tüyleri çıkarmaya çalışıyordur. Bir sepetin içine bahçeden toplayacağınız çimleri yayarsanız ve taze kalmalarına özen gösterirseniz, kediniz rahatlayacaktır.

5)Kedinize tuvalet eğitimi vermek çok basit.çişi/kakası gelen kedi duvar diplerine gider, kuytu bir köşe arar.tırnaklarıyla halıya eşeleme hareketi yapar.Bu davranışları yakaladığınız an kedinizi alıp kum kutusunun içine koyun ve eşeleme hareketini kuma yapmasına yardım edin. Bir kez kuma tuvaletini yaptığında hemen kavrayacaktır mevzuyu. Kutunun yerini sıksık değiştirmeyin, temizliğine özen gösterin. Kendi çişinin/kakasının kokusunu almaya başladığında kuma değil, evin temiz köşelerine ihtiyaç görmeye gidecektir.

6)Su özellikle yaz aylarında kediler için önemli bir besin maddesi. Vücudu suya ihtiyaç duyduğu halde su içmeyebilir bazı kediler. Su kabının durumunu gözlemleyip bunu anlayabilirsiniz.iğnesi çıkarılmış şırınga ile günde 5-6 sefer genzine kaçırmadan yavaşça su içmesini sağlayın.

Kedi ve Seyahat

25 Haziran 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Sağlık

Tatil mevsimi yaklaşıyor. Deniz kenarına gidip dinlenmek isteyen kedi sahipleri bu dönemlerde zorluk çekebiliyor.İki seçeneğiniz var. Patinizi güvendiğiniz ve daha önce böyle bir sorumluluk almış birine emanet edebilirsiniz ya da koy patiyi sepete, haydi tatile diyebilirsiniz. İşte bu ikinci seçeneğe okey verdiğinizde durup bir kaç dakika düşünmeniz gerek. Çünkü tahmin edebileceğinizden daha büyük sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Yolda kediniz kusabilir, çişi-kakası gelebilir, huzursuz olduğu için durmadan bağırabilir, ağlayabilir….

Öncelikle yola çıkmadan 2-3 saat öncesine kadar yemek ve su vermeyi  kesin. Bu süre içinde yediklerini hazmedecek, tuvalet ihtiyacını görecektir. Kendi aracınızla seyahate çıkıyorsanız, biraz yavaş ve sarsıntısız yolculuk geçirmeyi kabul edeceksiniz. Yanınıza veterinerinizin vereceği ilaçları alacaksınız. 4 saatte bir mola vereceksiniz. Patinizi tasmasız araçtan indirmeyeceksiniz, yoksa saatlerce ağaç tepesinden inmeyebilir, korkup kaçabilir.

Otobüs firmasıyla seyahat edecekseniz, önceden firma ile görüşmenizi tavsiye ederim. Yolculuk boyunca sinirlerinizin gerilmemesi için en azından… Hangi koşullarda, nerede seyahat edeceği önemli patinizin. Yanınıza alacağınız sakinleştirici damlalar bazen işe yarıyormuş. Ben veterinerimin tavsiyesi doğrultusunda yola çıkmadan önce kızımın ağzına şırınga ile belli bir miktar sıkmıştım ama bizimkini sakinleştirmeye yetmedi. Yol boyu ciyaklamıştı ve son çare otobüs muavinininde izniyle kızımı kucağıma alıp sakinleştirmiştim. O öle mırlayarak uyudu, bende bütün gece gözümü kırpmadım :)

Sonuç olarak bir minik pati ile seyahat etmek bazen yeni doğmuş bebekle seyahat etmekten daha zor ve can sıkıcı olabiliyor.. gerekli önlemleri alarak, bilinçli bir evcil hayvan sahibi olarak yola çıkarsanız olumsuzlukları en aza indirgemeyi başarabilirsiniz.

İyi tatiller şimdiden :)