Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Safkan bir İstanbul sokak köpeği olan Ebru, on yıldan fazla bir zamandır bu simgesel mekanın(the marmara oteli) demirbaşlarındandı. Bu nazik ve sevgi dolu köpek sevgili kentimizi ziyaret eden pek çok kişiyi karşılamış, onlara patisini uzatmıştı.
Ebru dünyanın önde gelen yayınlarından bazılarında yer aldı. Time Dergisi, Newsweek, Paris Match, hatta aylık tasarım dergisi Wallpaper, bu inanılmaz hayvanı kapak yaptılar.
Ebru;nun yaşamı Cuma akşamı dramatik bir şekilde altüst oldu. Ebru, bu harika, şefkatli yaşlı köpek, herhalde en sevdikleri futbolcuları taklit etmeye çalışan bir veya birkaç kişi tarafından saldırıya uğradı, ve defalarca karnına tekmeler atıldı. Saldırı çok vahşi, ve hayvanlara eziyet edenlere has bir gaddarlıkta idi. En kötüsü, bu saldırı İstanbul;un en kalabalık meydanının ortasında, ve bu acımasız canavarları durdurmak için parmağını bile kıpırdatmayan onlarca, hatta yüzlerce insanın gözü önünde gerçekleşti.
Ebru orada, kötülüğün gözünün içine bakakaldı. Onu defalarca, olanca güçleriyle tekmelediler. Onu Taksim kaldırımlarında kanlar içinde ve felç olmuş durumda bırakıp yürüyüp gittiklerinde ızdırap çekiyordu. Ebru hiç geçen Cuma akşamı olduğu kadar yalnız hissetmemişti kendini.
Kanlar içinde ve hareketsiz Ebru derhal İstanbul;un en iyi veteriner kliniklerinden birine götürüldü, ve acil ameliyata alındı.
Durumu: ne yazıkki 2 gün dayanabildi ve 1 haziran 2009 günü öğleden snra melek oldu:(
Bu olayın ardından, haytap.org tarafından bir açıklama yapıldı. Açıklama metnini aynen aktarıyorum:
Ebru İle İlgili Bilgi Kirliliği Hakkında Duyuru!
The Marmara Oteli önünde Taksimin simgesi yaşamını kaybeden köpek Ebru ile iligli herkes internet üzerinden bilgi kirliliği yarattıkça, olayın ne olduğunun tam olarak ortaya çıkması her zamanki gibi engelleniyor ve fırsatı bulanlar da hem federasyona hem konuyla alakasız kişilere de saldırıyor. Kulaktan kulağa da konu bir “şehir efsanesi” gibi çok farklı ve yanlış bir şekilde yayılıyor.
Benim net bildiklerim şunlardan ibaret.
Devamini oku »
Bizler hayvanseveriz. Bunun sıcaklığının ne demek olduğunu iyi biliyoruz. Bir kedinin, köpeğin, kaplumbağanın, balığın, kuşun… Bir evin bireyi gibi yaşamaya başladığının farkındayız. Bir ailenin kedileri için yazdıklarını okumuştum. Küçük hanımın yemeğini vermeden, biz yemeğe oturmuyoruz, o susuzken su içmiyoruz. o uyurken biz ona saygılı davranıyoruz, o da biz uyurken yaramazlık , yemekteyken arsızlık yapmıyor diyordu.Ne güzel anlatmıştı evdeki cumhuriyeti. Uzun lafın kısası, evcil hayvanlarımız evin içinde bir birey gibi yaşıyor.Onlarında hakları var, bizden beklentileri var. Bir canlının karnını doyurmak demek, ona bakmak demek değil. Saygı duyarak, severek ancak varedebiliriz bir dostluğu.
Peki biz bukadar özveriliyken, komşularımız, aynı mekanı paylaştığımız insanlar ne yapıyor. Kedimiz, köpeğimiz var diye evden atılmakla tehdit ediliyoruz, toplu yaşam alanlarında barındırılmıyoruz, bir yığın yasal işlemle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bu noktada HAYTAP(Hayvan hakları federasyonu) imdadımıza yetişiyor. Buradan onlara ulaşıp, bilgi alabilirsiniz.
Giriş
Yaşamın tek olduğunu, yaşayan bütün canlıların ortak bir kökeni olduğunu ve türlerin evrimi yönünde farklılaştığını, yaşayan bütün canlıların doğal haklara sahip olduğunu ve sinir sistemi olan her hayvanın kendine özgü hakları bulunduğunu, bu doğal hakların küçümsenmesi ve hatta kolayca göz ardı edilmesinin doğa üzerinde ciddi zararlar doğuracağını ve insanoğlunun hayvanlara karşı suç işlemesine sebebiyet vereceğini, türlerin birlikte olmasının diğer hayvan türlerinin yaşama hakkının insanoğlu tarafından tanınmasını ifade edeceğini, insanoğlu tarafından hayvanlara saygı gösterilmesinin bir insanın bir diğerine gösterdiği saygıdan ayrı tutulamayacağını dikkate alarak, ilan edilir ki;
Madde 1
Bütün hayvanlar biyolojik denge kavramı içerisinde varolmak bakımından eşit haklara sahiptir.
Madde 2
Bütün hayvanlar saygı gösterilme hakkına sahiptir.
Madde 3
1. Hayvanlara kötü muamele edilemez veya zalimane davranışlarda bulunulamaz.
Devamini oku »