Bizler hayvanseveriz. Bunun sıcaklığının ne demek olduğunu iyi biliyoruz. Bir kedinin, köpeğin, kaplumbağanın, balığın, kuşun… Bir evin bireyi gibi yaşamaya başladığının farkındayız. Bir ailenin kedileri için yazdıklarını okumuştum. Küçük hanımın yemeğini vermeden, biz yemeğe oturmuyoruz, o susuzken su içmiyoruz. o uyurken biz ona saygılı davranıyoruz, o da biz uyurken yaramazlık , yemekteyken arsızlık yapmıyor diyordu.Ne güzel anlatmıştı evdeki cumhuriyeti. Uzun lafın kısası, evcil hayvanlarımız evin içinde bir birey gibi yaşıyor.Onlarında hakları var, bizden beklentileri var. Bir canlının karnını doyurmak demek, ona bakmak demek değil. Saygı duyarak, severek ancak varedebiliriz bir dostluğu.

Peki biz bukadar özveriliyken, komşularımız, aynı mekanı paylaştığımız insanlar ne yapıyor. Kedimiz, köpeğimiz var diye evden atılmakla tehdit ediliyoruz, toplu yaşam alanlarında barındırılmıyoruz, bir yığın yasal işlemle uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bu noktada HAYTAP(Hayvan hakları federasyonu) imdadımıza yetişiyor. Buradan onlara ulaşıp, bilgi alabilirsiniz.