Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Yeni proje üzerinde çalışmaktayım şu sıralar. Amaç sosyal farkındalık yaratmak.. Ünlü bir kalemden yazılmış iki cümle, daha geniş kitlelere ulaşabilmekte.Bu yüzden bir kaç tanınmış isimle irtibat halindeyim. Destek vermek isteyenlerden tek ricam, doğal bir fotoğraf(kendi evcil hayvanı veya sokakta çekilmiş bir kare) ve minik bir notla bana ulaşmaları. Yalnız ünlüleri değil, geniş bir kitleyi örgütlemeye çalışmaktayım.
Geçtiğimiz yıl BGD benzer bir çalışma ile barınak sorunlarını gündeme getirdi ve hayvan nakil ambulansları alıp,dizayn ederek kullanıma sundu.Ben biraz daha kişisel bir çalışma yürütüyorum.Kürk-deri konusu, hayvanlara uygulanan şiddet, sokak hayvanlarının susuzluk ve açlık sorunları, petshop gerçeği gibi konulardan biriyle ilgili düşüncenizi yazarak, bir fotoğrafla bana ulaşabilirsiniz.
Bu proje için açılmış, kedikardesligi@gmail.com adresine mail atıp, konu hakkında detaylı bilgi alabilir , önerilerinizi iletebilir, kampanyaya destek vermek için yazınızı ve fotoğrafınızı yollayabilirsiniz.
Kampanyamı temsil edecek tasarım, yukarıdaki resimdir. Sevgili arkadaşım Can’ın üzerinde çalışıp, bana hediye ettiği bu güzel kediyi, burada kullanmak istedim. Üzerinde çalışılacak ve afiş haline getirilecektir.(Can, nam-ı diğer kedice, desteğin için teşekkür ederim.)
Şimdiden ilgilenecek olan herkese teşekkür ederim..Sevgilerimle
"Lütfen Bana Elinizi Uzatın" başlıklı yazıda 9 pati izi var.
resim amacına ulaşmış oldu sayende:))
Hayvanlara şiddet ya küçük çocukların taş atma oyunu şeklinde,ya gel pisi pisi diyip bir tas suyu üzerlerine boca etmek sureti sonucunda erol taş gülüşü ile,yada mecbur kalmaktan oluyor.Mesela evin önüne masumca yatan hayvana sanki anlayacakmış gibi:bula bula burayımı buldun yatacak,kışt,hoşt,pist gibi ünlemleri tekmeyle bütünlemek yahutta hayvanların insanlara saldırması sonucunda kendini koruma amaçlı oluyor.Sözün özü şu:Her ilde merkezde,ilçelerinde her ilçede olmasıda şart değil,üç dört ilçe tek çatı altında birleştirilebilir,bir barınak olduğunu insanlar bilirse hem psikolojik olarak rahatlarlar hemde hayvanlara şiddet büyük ölçüde azalır.Çünkü bir telefonla ekibin geleceğini bilen insan ancak sesle hayvanı ürkütür ve kendisinden uzaklaştırır.Barınak şart!
@Emre senin gibi düşündüğümde ve sokaktaki yaşam şartlarını düşündüğümde bende barınak şart diyorum. Ama daha derin ve mantıklı düşünüldüğünde, hayır! Neden bu hayvanların özgürlükleri kısıtlansın, neden 3metrekarelik daracık alanlarda ömürlerini geçirsinler. Neden barınakta yaşasınlar? Başka şeyler yapılmalı. İnsanlar bilinçlendirilmeli, belediyelerin aşılama ve kısırlaştırma kolları kurulmalı. Sağlıklı, insana zarar vermeyen ve takip edilemeyecek kadar çok üremeyen canlılar haline getirilmeli sokak hayvanları.
Sonuç olarak kedi ve köpekler koşup oynamayı, boğuşmayı seven canlılar.Onları hapsetmek ahlaklı birşey değil. Ve her canlının yaratılma amacı var.. Bu hayvanların yaratılma amacı, onları barınaklara hapsetmemek olsa gerek…
Hayvanlara eziyet etmekten zevk alanlar insan değil bence. Bizim eve kızımın getirdiği tek kediyle başladık kedilerle kardeşlik yolculuğuna. Kızımız iyi ki getirmiş Pençe’yi evimize. Hem o sokaktan kurtulmuş oldu hem de küçük kızımın kedi korkusu kendiliğinden geçti. Küçükken onun üzerine bir arkadaşının kedi atması nedeniyle, kedilerden korkar olmuştu. 5 yaşında yaşadığı bu olay öncesinde hayvanlardan korkmuyordu ama daha sonra nerde kedi görse aklı çıkacak gibi oluyordu yerinden. Onun korkusunu anladığımızı ama hayvanların asla kötülük yapmayacağını ona aşılamaya çalıştık. Biz ne desek fayda etmiyordu. 2007 yılında kendisi yeni doğmuş anne kedinin yavrusunu dışlamasını gördükten sonra o yavru kediyi beslemek için biden aldığı harçlığı kediciğe süt parası yapması için harcadığını duyduğumuzda nasıl mutlu olduk kelimelerle ifade edemem. Biz kızımıza zaman tanımıştık, o da buna cevap vermişti. Eve getirdiği o kedinin adı Pençe ve bizim soyadımızı taşıyor. Veteriner ablası var. Aşıları tamam ve evimizin bir ferdi oldu çıktı. Onun ardından şimdi bakıp beslediğimiz kedi sayısı o kadar çok ki… Özgürlüklerine düşkün oldukları için onları evimize ne zaman gelseler buyur ediyoruz. Çıkıp gitmek istedikleri zamanlarda da gitme özgürlüklerine sahipler. Arada hatır ziyaretlerinin peşinden kendileriyle bir gelen başka kediler de olmuyor değil.:))) Sanırım kulaktan kulağa yayılıyor kediler arasında bizim evin kedi sığınma evi olduğu.:)))
Dışarda gördüklerimize de mümkün olduğunca yiyecek ve su vermeye çalışıyoruz. Bir de en çok sevgimizi. Çünkü kafalarını okşadığımızda öyle mutlu oluyorlar ki…
Onlarla konuşuyorum ve Türkçe’yi gayet iyi anladıklarına şahitlik edebilirim. Ben de onlar sayesinde miyavcayı öğrendim.:))) Yuvarlanıp gidiyoruz böylece…
Bircan abla, şuan içimden ne geçiyor biliyor musun? iyiki pençe’nin hikayesini kedigende paylaşmışsın. iyiki ben kızımı çok özlediğim bir akşam, oturup onun hikayesini okumuşum.Bir yıl sonra iyiki kendi blogumda paylaşmışım ve sen iyiki şans eseri bunu görmüşsün. Verdiğin destek, yorulmadan, bıkmadan benim projelerim için uğraşman, attığın mailler.. Hepsi sayesinde şimdi ufkum daha geniş. Neler yapılabilir, ne düşünülebilir.. Sayende daha net görüyorum.. Elini üstümden çekme lütfen..
Sevgilerimle ablacım..
Teşekkür ederim sevgili Çiğdem. İnan ki ben de aynısını düşündüm senin bu yorumu yazmadan önce. İyi ki Çiğdem kardeşim böyle bir site hazırlamış ve benim yazımı okumuş da almış kendi sitesine diye. Yaptıkların çok güzel. Sen böyle güzel çalışmalar yaptıkça desteğim her zaman senin yanında varolacak. Sen gibi duyarlı gençlere inan ki ülke olarak çok ihtiyacımız var. Birlikten kuvvet doğar diye boşuna dememiş büyüklerimiz.
Konu ile ilgili yazınızın bir bölümünü ve kendi düşüncelerimi bloğuma aktardım umarım faydam dokunur…
Sevgiler..
Sizin için birkaç kişiyle irtibata geçeceğim. Başarılı olmanız, bir hayvanın daha kurtulması demektir. Farklı yazarlardan, düşünceler ve fotoğraflar toplamak, bunları harmanlayıp bir kampanya halinde kitlelere sunmak büyük emek isteyen birşey..
Bu yolda hiç yorulmamanız dileğiyle..
Teyzem bir sokak kedisi aldi eve.Simdi annem bakiyor fakat kedileri hic sevmez tuylerinden dolayi.Acikcasi ben de cok sevdigimi soyleyemem yine de hayvani disari atmaya karsiyim.Adini da Ayse koyduk,daha dogru ben koydum.Onlar bicirik diyor.Bicirik diye isimmi olurmus?.Yaklasik iki yildir bakliyor Ayse.Kis gecince disariya salacak bizimkiler.Yine de emin degiller.Ya kopeklerin saldirisina ugrarsa.Hayvana kiyamadigimiz icin iki yildir bizimle.Bu esnada teyzemin ve annemin yedigi tirmiklar da cabasi.
Ote yandan ben de kiziyorum.Ayse’ye de uzuluyorum.Tek basina, evde.Korkak bir o kadar saldirganlasmis.
Buraya yazmamin nedeni ise;Ayseye uygun bir ev bulmak istiyorum.Her ne kadar yesil gozlerini ozleyecek olsak da artik ayrilma zamani geldi diye dusunuyorum.Belki daha cok iyi bakilacagi,sevilecegi bir yer bulur diye umuyorum.
Bana yardimci olabilirseniz cok sevinirim.
Yesim
Pati İzinizi Bırakın