Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Gerçek sanatçılar deşifre hayatlar yaşamazlar..Değerli fotoğraf sanatçısı Cemal Gülas, onlardan biri..
1993′te 1 Nisan şakası diye ATLAS adlı bir derginin adını koydu. Derginin kısa sürede Türkiye’nin en bilinen Coğrafya dergisi olmasında başrol oynayan Cemal Gülas, Mart 1998 de çocukluk düşlerini süsleyen kuzey kutbuna yürüyerek giden ilk Türk oldu.2000 de CNN Türk televizyonunda 12 bölüm olarak yayınlanan Bulutların Ülkesi ile karşımıza çıktı.2001 yılında nesli tükendiği sanılan Anadolu Leoparını bulup görüntülemeyi başardı.
Sayısız başarıya imza atan Cemal Gülas, şimdi yazıları ve fotoğraflarıyla başlatmış olduğumuz ”Bana elinizi uzatın” kampanyasına destek veriyor.
” …. 6 yaşında bir çocuktum. Bir dereden tuttuğumuz balıkları bir gün akşama kadar yol yürüyüp, balık olmayan başka bir dereye döktükten sonra dedemle oturmuş yemek yiyorduk. Ona neden balıkları yemek yerine bu kadar yol getirip dereye bıraktığımızı sormuştum. Dedem benim çevreye bakışımı kökten değiştiren şu nasihati etmişti:
“Bir insanın sımsıkı elinde tutabildiği tek şey kendi hayatıdır ve tüm sahip olduklarımızın ya da kaybettiklerimizin sebebi yine biziz. Dereden olta ile bir balık tutarız sudan çıkarıp boynunu kırıp torbamıza koyarız; ama kancadan kurtarır suya bırakırsak asıl o zaman torbaya koymuş oluruz… Baktığında ters görünen bu davranışımız tüketmeye yönelik olmayan bir eylemdir. Bundan sonraki başka bir gün o balık, ya da onun yavrusu başka balıklar çantan için derede yüzmeye devam edecektir. İşte anları yaşayıp tüketirken bu balık misali davranmalıyız. Sadece şu anı yaşıyoruz diye yok edici değil bir sonraki an için üreten olmalıyız. O zaman elimizdeki her şey bir sonraki zamandan kalan ya da çoğalan, iyi şeyler olarak çevrimize dizilecektir. Ama tüm bunlar bizim hızla tükenen ömrümüzün geçmesini durdurmayacaktır. Bugün ben dede sen torunsun, yarın sen dede başka biri torun olacak ve bu zincir birbirine devrettiğimiz iyi şeyler ya da kötü şeyler üzerine akıp duracak. Bunun için her geçen anımızı iyi anlayıp değerlendirmeliyiz. Her canlı hayat zincirinin halkalarından biridir. Bu halkalardan birinin kırılmasına ya da yok olmasına izin vermemeliyiz ki dünya bizim için de yaşanabilir olsun.”
Dedemin bu lafı söylemesinin üzerinden tam 45 yıl geçti. Dünya çevre sorunları ve ekoloji ile tanıştı.
Bugün çevrecilerin söyledikleri o gün dedemin söylediklerinden çok da farklı değil. Dedem tüm yaratılanların Tanrının kulu olduğunu söyler ve Tanrının diğer kullarının hakkına saygılı olmam için bana sık sık nasihat ederdi. Dedemi etkileyen MÖ 4 yy da yaşayan Mencius’tu.
Mencius:“Eğer tarlalardaki düzeni bozmasan ihtiyacından çok ürün elde edersin; Eğer attığın ağın gözleri küçük olmazsa daha fazla balığın olur” demiş…
Hayat bazen insanı mantık çizgilerinin dışına çıkarabilir. Soğuğu donarak, sıcağı yanarak, rüzgârı hissederek kendi bulgu ve bilgilerini oluşturan çoban, ortamında herkesten daha bilgindir.
Ben kendimi dinleme fırsatını insanların uzağında bulabiliyorum. İnsanların uzağı ise adı üzerinde insanların gitmek istemediği yerler; doğanın ilk gün ki örnekleri… Bu nedenle insana uzak ama gönlüme yakın bu mekânda kendimi mutlu, istekleri karşılanmış şımarık bir çocuk gibi hissediyorum.
Hayatın içindeki bu müthiş uyumu ve çeşitliliği tanıdıkça Yaradan’ın bizi şaşırtarak kendine hayran bırakmak için bunca ayrıntıyı yaratmasına ne gerek vardı, bir ikisi bile Yaradan’a merak duymamız için yeterliydi diye düşündüğüm oluyor. Ancak insan denen canlının öğrendikçe artan kibri ile tatminsizliğini tanıdıkça bir iki şaşırtmanın da yeterli olmayacağını düşünürüm. İnsanın aymazlıklarını ve çevresi ile olan ilişkisini gördükçe var olan nesneler içinde insan bir üretim hatası mı acaba diye sorgulamadan da duramıyorum. Bu soruları dile getirmesem de aklımdan geçerler. “İnsanlar Yaradan’ın laboratuarında bir hata sonucu kaçan mikrop olduğunu düşünür ve bu kaçışa da cennetten kovulma mı demişiz acaba derim…”
Hiç bir kulu kendi sınırlarını aşmazken insan sürekli Yaradan’ı ile rekabete tutuşmuş. Kanser mikrobu nasıl bir insanın bünyesinde hayat kurarken onu yok ederse, insan da kendi hayat alanlarını kurarken üzerinde yaşadığı gezegeni birçok sefer felakete sürüklemeyi başlamış.
Sapkınlıklar artınca Peygamberler gelmiş ve yalnızca iyiliği tebliğ etmiş; bunun karşılığında da insana cenneti vaat etmişler.
İnsan uslanmamış, kendi cennetini kurmak için son hızla çalışmaya, yaşadığı gezegeni değiştirmeye devam etmiş. Bazen bu değişiklik kendisi ile birlikte diğer canlıların da sonunu getirmiş….”
Cemal GÜLAS
Tüm yazılarını okumak ve daha yakından tanımak için lütfen buraya tıklayın.
BU YAZI , ”BANA ELİNİZİ UZATIN KAMPANYASI” ÇERÇEVESİNDE YAYIMLANMIŞTIR.
"Cemal Gülas, Bize Elini Uzattı :)" başlıklı yazıda henüz pati izi yok.
Gerçekten de Cemal Bey ” gerçek bir sanatçı” ve ” gerçek insan”…Sahtelik yok kendisinde. Doğa dostu… Datvi’nin dostu…. Cemal Bey’e teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.
Kendisiyle iletişime geçip, aracı olduğunuz için, bizde size teşekkürü borç biliriz
Gerçekten Cemal Gülas’la iletişime geçtiniz mi?İnanamıyorum Çiğdem sen bir şeyler başarmaya başlamışsın!
Çok şükür Enes
Sesimi duyan birileri varmış bir yerlerde
Bende çok mutluyum..
Arkadaşlar hiçbir şey uzak değildir. Her şeyi çok derinden sevmek ve istemek önemlidir.
Çiğdem emeklerin boşa çıkmayacak kardeşim.
Pati İzinizi Bırakın