Sosyal sorumluluk, bir insanı insan yapan en önemli olgulardan biridir.Genç bir beyin ve bedene sahibim.Var olan enerjimi, tüm gün evde oturup boş boş televizyon ekranına bakarak geçirmektense, sokaklarda sabahlayan madde bağımlısı bir genç olmaktansa enerjimi sokak hayvanları için harcamayı tercih ediyorum.Bu benim tercihim. Çünkü ben yemek artıklarını onların önüne koyduğumda mutlu oluyorum.Sabahları ekmek almaya giderken elimde bir tas suyu gölgeye bıraktığımda cıvıldaşarak gelen kuşların sesini duyduğumda mutlu oluyorum.Benim mutlu olma ve hayattan haz alma yöntemim bu.

Mantıklı olan, her türlü sosyal sorumluluk kampanyasının içinde yer almayı seviyorum.Yaklaşık bir hafta önce, sadece farkındalık yaratma amacı taşıyan bir kampanya için toplumdan destek beklemeye başladım. Çok güzel tepkiler aldığımda oldu, şuralar düzeltilmeli/iyileştirilmeli diyende oldu.Hepsini saygıyla karşıladım ve önerileri göz önünde bulundurdum.

”Bana elinizi uzatın.” kampanyası çerçevesinde gazeteci,yazar,fotoğrafçı,ressam,sanatkar, zannatkarların isimleri geçsin istedim.İstedim çünkü: Sadece isimden ötürü kampanyadan habersiz pek çok insana ulaşabilirim diye düşündüm.Sitemde bir tane bile reklam yok,ücretli bir host sağlayıcısına bağlı olmama rağmen, para kazanma fikrine sıcak bakmadım.

Dün akşam saatlerinde aldığım bir mail karşısında susma kararı aldım, en yakınlarıma bile bahsetmedim olanlardan.Bugün bir kaç uyarı mailiyle kendime geldim.Bana maili atan kişinin kendi blogunda karalama kampanyası başlattığınıı gördüm.Bu derece ileri gitmemiş olsaydı, okuyucudur, haklıdır der susardım. İşin rengi değişti, kişiliğime ve inandığım değerlere hakaret boyutuna ulaştı.

”Bu aralar herkes ünlü bulma derdinde, bence yanlış bir fikir.Gerçi ünlüsüne göre değişir.Yanyana birsürü ooooo dikkat çekerken,iiiiiiiii pek fazla dikkat çekmez.”

Size cevabım şu: Biz ünlü derken, magazinsel yönü ağır basan, sanat icra etmeyen insanlardan bahsetmiyoruz.

”Yaklaşımınız bana çok kıroca geldi.İlle de bir ünlü elimden tutsun istiyorsan,gel ben sana yol göstereyim.Bak yarışmalar var, popstar,benimle dans edermisin?, yemekteyiz ..vs. Şu sıralar ünlü olmak ve ünlü bulmak için çok revaçta.”

Sevgili arkadaşım, ünlü olmak gibi bir gayem yok, kampanya yazısını okuduğunuzda anlayacaksınız.Yani en azından normal olan her insan anlar.

”Ünlü bulamayınca ünsüz halka yönelmişsiniz. Ben burada, heeey alt tabakanın aşağılık insanları,şimdilik sizinle idare edicem, der gibi bir mantıkla,henüz can bile verilememiş bir kampanyaya renk katmak istemeniz ayrıca bir komedi harikası.”

Alt tabakanın aşağılık insanlarından(!) biride benim sevgili okuyucum :) Bizleri böylesine güzel tarif etmen beni çok sevindirdi. Sanırım sen üst düzey, aşağılık olmayan bir insansın :) Önünde saygıyla eğiliyorum. Siteyi dikkatlice ve beyninizin kullanabildiğiniz kadar büyük kısmını kullanarak incelediğinizde, alt tabakanın aşağılık insanlarının(!) hikayelerine ve yazılarına kampanyadan önce de yer verildiğini ve bundan gurur duyuyor olduğumu  göreceksiniz.

”Geçtiğimiz yıl BGD benzer bir çalışma ile barınak sorunlarını gündeme getirdi ve hayvan nakil ambulansları alıp,dizayn ederek kullanıma sundu.Ben biraz daha kişisel bir çalışma yürütüyorum.Kürk-deri konusu, hayvanlara uygulanan şiddet, sokak hayvanlarının susuzluk ve açlık sorunları, petshop gerçeği gibi konulardan biriyle ilgili düşüncenizi yazarak, bir fotoğrafla bana ulaşabilirsiniz.Destek vermek isteyenlerden tek ricam, doğal bir fotoğraf(kendi evcil hayvanı veya sokakta çekilmiş bir kare) ve minik bir notla bana ulaşmaları. Yalnız ünlüleri değil, geniş bir kitleyi örgütlemeye çalışmaktayım.”

Üstelik kampanya açıklamasında yer alan bu metni beyninizde sentezleyemeden bana saldırmanızıda ayrıca yadırgadığımı belirtmek istiyorum.Sizin anladığınız gibi gizli bir mesaj içeriyor olsaydı sanırım, aptalca davrandığımın farkına varıp, mesajı gizlemek için yazıyı yeniden düzenlerdim.

”Senin yapacağın hayır işinden ne fayda gelir, ünlü olmak için kendini paralıyorsun.Hem söylemeden edemeyeceğim, önce aç çocuklar için bişeyler yapın, hayvanları baş tacı etmenizi anlayamıyorum.Aslında biraz düşündümde, sanırım insanlar tarafından sevilemeyince, hayvanlara sardırmışsın.Sende haklısın bu durumda..”

Mailin son paragrafında yer alan bu kısım sizin düşüncelerinizi açıkça gösteriyor zaten. Size göre hayvanları, insanlar tarafından sevilmeyenler sever ve hayvanların bu dünya üzerindeki yaratılış amacı budur.Misyonları budur :) ..

Olaya paranoyakça yaklaşıp,sırf sitede reklam olmadığı için saatlerce incelediğini söyleyip, hatta zaman ayırıp mail atan, hatta ve hatta yine zaman ayırıp kendi sitesinde kampanyanın saçmalığından bahseden sevgili okuyucum :) Oldukça çok boş vaktiniz var belliki, keşke bu zamanı  çıkıp bahçenizin köşesine bir tas soğuk su bırakarak harcasaydınız, şu sıcak yaz günlerinde daha hayırlı bir iş yapmış olurdunuz. Hem enerjinizi size sevap kazandıracak bir eylemde bulunarak harcamış olurdunuz.

Aç susuz çocuklar içinde siz bir kampanya başlatın, eğer destek vermezsem beni edebildiğiniz kadar rezil edin :) Size uyarı maili attığımda ”burası benim, istediğimi yazar,istediğimi çizerim” dediğiniz için, bende burada yazıp çizme kararı aldım. Yinede size saygı çerçevesinde ”siz” diyerek hitap ettim ve blogunuz hakkında bilgi vermedim. paticik.wordpress.com da yazarkende, kedikardesligi.com’a geçtiğimde de kimseye hakaret etmedim, isim verip, kimseyi zan altında bırakmadım.

Size, sizin yönteminizle cevap vermek istemezdim.Günlerdir bekleyen bu yazıyı yayına almama sebep olan sizin tepkilerinizdir…

Sevg(!)lerimle..

”HAK BİLDİĞİN YOLDA, TEK BAŞINA KALSAN BİLE YÜRÜMEYE DEVAM EDECEKSİN” (Tevfik FİKRET)

(Yanlış anlaşılmamalara sebebiyet vermemek için, küçük bir açıklama daha eklemek istiyorum.Söz konusu mail, bloxoo isimli sosyal ağda açılan konu başlığına gelen yorumların, derlenerek bana yollanmasından oluşan bir metindir.)