Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Şuan saat 06.02. Yatalı 3 saat oluyor ve ben bu süre içinde belki on kere kabuslar görerek gözyaşı içinde uyandım. Badem’in yüzü, pembe burnu, o minicik ağzı çıkmıyor aklımdan. Tombiş göbeği, paytak koşuşu, uyurken bileğimi emişi… Vah gidene demişler, kimseye birşey olmadı. Olan kızıma oldu. Canından oldu…
Olayı anlatmak ve sonrada derin bir sessizliğe gömülmek istiyorum. Bildiğiniz üzere dün akşam Ulaş bey evimize geldi. Kendisi genç bir veteriner. 30 yaşında yoktur belki. Sırf kendisine saygı duyduğum ve güvendiğim için ”bey” diye hitap ediyordum, ama artık bitti. Böyle bir hukuk kalmadı aramızda. Güveni boşa çıkınca insanın tüm sözcükler anlamsız kalıyor. Neyse…
Ulaş, dün akşam ilk iç parazit aşısını yapmıştı ve 3 gündür geçmeyen ishal tedavisi içinde antibiyotik tedavisine başlamıştı. Evi ve kliniği bize uzak olduğu için bir arkadaşını aradı ve tedavinin devamı için 2 gün bizim hekimimiz olup olamayacağını sordu. Tamam dedi karşı taraf… Mehmet, nam-ı diğer azrailimiz!
Bugün akşam Erayla dışardaydık, ben dedim eve gidiyorum. Koşa koşa eve geldim çünkü Bademsiz bir an bile durmak istemiyordum. Geldim, kızımla oyunlar oynadık, birbirimizi sevdik. Ben onu öpüp kokladım… Yarım saat kadar sonra Eray beni aradı, veteriner yoldaymış aşkım kızı hazırla dedi. Birkaç dakika sonra geldiler zaten…
Veteriner hekim demek içimden gelmiyor, Mehmet, içeri girer girmez hasta nerde dedi, gösterdim, alın kucağınıza dedi, Eray aldı ve enjeksiyonu yaptı hemen. Badem’in canından can gitti, o çığlığı o sesi kulağımda çınlıyor hala. Birşeyler ikram edelim dedik, Eray evde veterinerle kaldı ben markete kahve almaya gittim. 5 dakikalık mesafede market. Geri geldiğimde, herkes dışarda arabanın yanındaydı. Noldu dedim, Eray cevap verdi… Aşkım sakin ol, ya bayıldı ya öldü… dedi. Olamadım sakin! Olamazdım… Son bir umut veterinerin birşey söylemesini bekledim. Stateskopu çıkardı kulağından, kaybettik dedi.İki dudağının arasından o kadar kolay çıktı ki o laf! Kaybettik!
Çığlıklarım, gözyaşlarım… Badem’in tüylerine dokunmaya korkmak, nefes aldığını sanıp defalarca yalvarmak yaşa nolur, aç gözünü diye… Uzun bir süre böyle gitti. Belkide kısa bir süredir ama bana ömür gibi geldi… Ben ilk şoku atlattıktan sonra ilk açıklama… ” Ben Ulaşla konuşmuştum, bana antibiyotikleri bırakamadı dün akşam, dengi ilaç elimde yoktu, bende penisilin vurdum. Sanırım alerjisi varmış anında götürdü. Kusura bakmayın, hiç aklıma gelmedi.” Açıklama değil ki bu, dalga geçmek bunun adı.
Ulan dallama! Cin olmadan adam mı çaprıyorsun sen! Eve girdiğinde anında hayvana iğneyi sokmasan,şundan şu sebepten şu yüzden desen, şu iğneyi yapıcam kabul ediyor musunuz desen! nolurdu sanki… Hem sen düşünmeyeceksinde ben mi düşünücem alerji ihtimalini. Aptal olmayan her insan bilir ki sen yıllarca bu işin okulunu okumuşsun sen nasıl bilmiyorsun, penisilin pat diye vurulur mu! Bebeğe penisilin vurulur mu! El kadar hayvana o iğne yapılır mı! Can almak bu kadar kolay mı! Kusura bakmayın diyince acılar diner mi!
Kendimi hiç affetmeyeceğim… Ulaş’a kendimden çok güvendiğim için, adam gelipte hoop iğneyi yapıyorum dediğinde, bir dur arkadaşım anlat hele ne yapıyorsun, dünkünün eş değerini getirdin de mi? demediğim için… İnsanın basireti mi bağlanıyor nedir, anlamadım. Biz böyle bir hataya nasıl düştük? Bir hekim bu hatayı nasıl yapar!
Sonra zaten gömdük minik meleği… Hiç yakışmadı kara toprağa. Hiç bir canlının bebeği yakışmıyor zaten… Ölümle anılmamalı bebekler…
Sakinleşir gibi olmuşken Ulaş aradı. Aslında o da şok oldu Badem’in öldüğüne dair resmi ağızdan cevap alıncaya kadar 3 kere aradı, onların açısından düşünüyorum, adam kendi hastasını arkadaşına emanet ediyor, arkadaşına güveniyor, arkadaşı geldiği beşinci dakikada golü atıp gidiyor. Şaka gibi… Ulaş’ın da kendisine böyle bir hatayı yedirebildiğini sanmıyorum.
Sonra Eray’la konuşuyorum, nasıl öldü, nereye düştü, aniden mi yığıldı yere diyorum… Ses yok… Ağlıyor, duvarları yumrukluyor… Gitti mi yani şimdi diyorum, bitti mi diyorum. Allah belalarını versin diyor…
Sakinleştiğimden emin olunca anlatıyor. Çığlık çığlığa ağladığını, ölmek için evde kendine sakin bir köşe aradığını, duvarın dibinde çırpınıp, kustuğunu,kucağına alıp abi buna birşey oluyor dediğini, adamın canı yandı ondan yapıyor dediğini,sonrada başının düştüğünü… Canı yana yana can verdiğini öğreniyorum kızımın, göz yaşları sel oluyor…
Ulaşı arıyoruz, sen bize hekim gönderdiğine emin misin, inek baytarı mı gönderdin, bu adam doktor mu doğru söyle diyoruz. Mehmet, Badem’in şoka girdiğini anlasa müdahale edilebilirdi, yaşama şansı vardı diyor… Acı üstüne acı biniyor o an…
Ölümün soğuk yüzü… Bir varsın, bir yoksun. Acı… Çok acı… Ama helal etmiyorum hakkımı. Öbür dünyada iki elim yakanızda! O hayvanında eli yakanızda!
Ne yazıkki bizimde var suçumuz. Galeyana geldik, gelmemeli, olayların hızını yavaşlatmalı, hatalara mahal vermemeliydik… En büyük hata benim… Daha bugün onun videosunu yayına hazırlarken yazdım, bana sımsıkı tutunan patisinin görüntüsüne… Güven bize kızım dedim. Bize güven ve o sımsıkı tuttuğun yerleri sakın bırakma dedim.Gceleri uyuturken güzelim gözlerine bakıp bakıp, seni çok seviyorum kızım, seni çok seviyorum, seni çok seviyorum dedim defalarca.. Güven bana, hayatta yalnız değilsin, ben varım dedim. O bana güvendi, bense onu celladına teslim ettim…
Tüm bu olaylar gelişmeden önce Ferop‘un sitesini geziyordum…Şu yazıya yorum bırakmıştım… Pişmanım… 4 günde bukadar sevilmez bir canlı. Sevilmemeliydi…
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak… (Can Yücel)
Olay budur arkadaşlar… Allaha emanet olun, sevdiklerinizi emanet edeceğiniz adamları doğru seçin…
"Uyu Melek Kızım Uyu… Bu Dünya Dipsiz Bir Kuyu…" başlıklı yazıda 9 pati izi var.
Çok üzüldüm ya. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Başın sağolsun. pislik herif ya. Nasıl değer vermez yaptığı işe!
Ne deneceği bilinemeyen anlar vardır ya bu da onlardan biri. Sadece çok üzgünüm, boğazıma bir yumru tıkandı, gözlerim doldu taştı. Lütfen bu işin peşini bırakma, o ahlaksız ve ruhsuz yaratığa birileri haddini bildirmeli ki ettiği yemini unutup katile dönüşmesiin ceremesini çeksin. Yapabileceğim birşey varsa lütfen yaz. Ne desem boş ama lütfen sakin kalmaya çalış, üzüntüne derman olmak mümkün değil ama sağlam kalmalısın ki Badem’in başına gelenlerin hesabını sorabilmelisin.
en önce yapmanız gereken o veterinerin isim soy isim, klinik adını ifşa etmeniz tüm pet sitelerinde bence.. başka kimsenin canı yanmasın
ne kadar kolay insanlar için küçücük bir canı yok saymak ! yazıklar olsun ! vicdanı olmalı insanın .. kıyamam o meleğe ben
Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çok üzüldüm :/
çok üzüldüm…
Kendine bunu yapma. Bilsen yaptırır mıydın sanki? Lütfen bunu kendine yapma. Bu kasaplardan çok var.
diyecek bir şey bulamıyorum çok üzüldüm
hepinize teşekkür ederim… @müge abla tüm gece yapılabilecekleri araştırdım. muğla veteriner hekimler odasının sitesine girdiğimde ana sayfa da açılan şey: birlik başkanından satılık golden yavruları! şimdi ben kime gideyim… kime derdimi anlatayım. birinin öbüründen farkı var mı sanki…
Pati İzinizi Bırakın