Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
16 Ekim gecesi, 2 günlüğüne ekran karartma kararı aldık. Gece yarısından sonra siteye gelenler siyah bir ekranla karşılaştı. Kızımızın ani ölümü bizim hayatımızı nasıl kararttıysa, bizde öyle kararttık ekranımızı…
Kolumuz kanadımız kırık günlerdir. Geçtiğimiz pazar gecesinden beri evde mutfağa hiç girmedim. Elim ne yemek yapmaya gitti, ne de yemek yemeye. İyi ki Eray var, elimden tutup yemek yemem gerektiğini hatırlatarak sağlığımın bozulmasını engelledi. İlginç zaten, erkekler böyle durumlarda daha bir güçlü oluyor.
Evde 1 haftadır temizlikte yapılmıyor. Doğru düzgün uyuduğumda yok. Gece ağlayarak uyuya kalmalar, sabah ağlayarak uyanmalar. Böyle geçirdim bir haftayı. Bugün artık ayağa kalkmam gerektiğini farkettim. Önce kahvaltı hazırlandı, çay demlendi. Bulaşıklar yıkandı, ev süpürüldü. Badem’in yemek kapları toparlandı, taşıma kutusuna konuldu. Sağlık karnesine bakarak dakikalarca o anlar düşünüldü. Yerleri silme vakti geldiğinde ise artık gücüm tamamen tükendi. Ölmeden saniyeler önce, görmememiz için, can çekişirken girdiği bavul arkasına bakıldı. Kustuğu yere baka baka ağlandı. Lanet edildi.Sonrada ondan kalan son izler bir vileda paspasının darbesiyle yok edildi.
Kum kabı hala dökülmedi. Sabahları, buzdolabının uzaktan gelen sesi, yorgan altından gelen huzulu mırlama sesine benzetilmeye devam ediyor. Eve her girişte onu gömdüğümüz toprağa bakıp, kızıııııım anneciiiiiim burdayım dünya güzelim,tontişiiiim diye seslenmeye devam ediyoruz. Videoları izlememe ve resimlere bakmama kararı aldık.
İnsanın kendi kendini tedavi etmesi mucezevi birşey.. Üstelik inanılmaz bir hızla yapıyor bunu. İnkar etmiyorum, evet depresyondayım. Hemde yıllar sonra ilk kez çıkıyor ağzımdan bu laf. Ama yaşayabiliyor olmak bile ilginç geliyor bana. İnsanoğlu nasıl olağanüstü yaratılmış meğer. Ne büyük acılara dayanıyor
Ne tuhaf… Bazılarının acımı anlamayıp, ”şehit ailelerini düşün, bir yakınının öldüğünü düşün” demesi fena halde canımı sıkıyor. Zaten ben durumu onlarla kıyaslamıyorum ki. Ama giden sonuç itibariyle bir can! Ve bir hiç uğruna gitti. Ve aynı ölümleri insan bebekleride yaşıyor. Bir yanlış iğne yüzünden ömrü boyunca sakat kalanlar var.
Benim için insan bebeğiymiş, hayvan bebeğiymiş farketmiyor. Benim yediğim yemeği bölüşüyor, benim içtiğim suya ortak oluyor, benim evimi benden çok sahipleniyor, bensiz uyuyamıyor, beni kokluyor… Daha ne olsun. Benim bir parçam gitti sonuç olarak. Üzülüyorum, ağlıyorum ve ağlamayada devam edeceğim. Zaman acımı dindirene kadar kimsenin bana karışmasını istemiyorum.
Çoğu dost bildiğiminde dost olmadığını öğrendim aslına bakılırsa. Bir başınsağolsunu çok görenler oldu. Gülüp geçenler oldu. Ama bana sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlayanda var, eliyle gözyaşımı silenlerde… Yanımda olandan da, olmayandan da Allah razı olsun, ne diyeyim…
Kendimi iyileştirmek için yoğun bir tempoda hayatı bir süre kodlayarak yaşamaya başladım. Sabah erkenden okula gitmek, ders bitimlerinde eve dönmek yerine alışverişe, sinemaya, çay içmeye gitmek. Çimenlere yayılıp kitap okumak. Elimi cebime sokup, kulaklığı takıp müzik dinlemek ve yürümek… İşte böyle, hayat böyle akıp gidiyor benim cephemde.
Olayla ilgili son gelişmelere buradan ulaşabilirsiniz.
"Başlıksız ve Karanlık" başlıklı yazıda 2 pati izi var.
Gerçekten Büyük Geçmiş olsun, o gülüp geçenler yani anlatamam nasıl bişey söylıcegımı ama sevgiyi bilmeyen insanlar tabi sevgiyi bilmeyene ne kadar insan denebilir oda bi muamma.. puff anlatılmaz işte yazık sadece onlara gülünücek halde olan kendileri.
Tekrar’dan başın sağolsun..
Teşekkürler sessiz
Pati İzinizi Bırakın