Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

Önce wordpressten kaynaklanan sorunlar, ardından sınavlar, şimdi de bayram tatili… Pati izi bırakmama uzun süredir mani olanlar, mani olmaya devam edenler… Bu akşam Ankara’ya gidiyorum, bilgisayarım teknik servise gönderildi, zaten evde de internet yok
Bir süre buralarda olamayacağım…
Bebekleri Muğla’da bırakıyoruz. Onlar bir hafta Gamze ablalarına emanet. 1 Aralıkta yeniden görüşmek üzere… Herkese bol patili günler diliyorum efendim
Ve bir mesaj…
Sorun: Metrodaki insani yardim vakfi afisinin slogani “kurban iyiligi yasatmaktir” Cozum: Asil iyilik hayvani yasatmaktir!
(Loneart)

Her akşam aynı saatlerde işinden döner. Hemen koşarım yanına. Bir iki mırk dememe kalmadan köşedeki bakkaldan artık o gün canım ne çekmişse alır bana. Herkes kuru mama veriyor diye bilhassa yaş mama alır ki, değmeyin keyfimize. Keyfimize diyorum üst sokaktan arkadaşlar da gelir çoğu zaman. Galiba canı sıkkın bugünlerde…Nerden mi biliyorum?
Geçenlerde beni farketmesi için çantasından omzuna oradan da kafasına tırmanmam gerekti. Hatta dün bacağına sarıldığımda “Öf be arsız kızım, ayağıma dolanıp durma” dedi nedense. Oysa ki sokağın başında görünür görünmez var gücümle ona doğru koşarım. Bakkal ve diğer komşular kaç kaç diye ona tezahürat yaparlar. Kocası sabah ondan önce apartmandan çıkar “Hayatım gelebilirsin
Devamini oku »

KARDEŞLERİN GÜNLÜĞÜ YAZI DİZİSİ 4
Bebeklerin resmi.. En soldaki Rüya, ortadaki Hayal, sağdaki Masal kızımız. (Bir hafta önce çekilen resim gördüğünüz. Şimdi daha güzeller ve inanılmaz büyüdüler.) Dün gece ilk kez kutularında yatmadılar. Kanepede, battaniyenin arasında mışıl mışıl uyudular. Artık kontrollü koşabiliyor, alçak yerlere tırmanabiliyorlar. Anneleri su içmeyi öğretti. Aksırıp tıksırarakta olsa su yalamayı öğrendiler. Masal, tuvalet eğitimini hemen kaptı. Kumun yerini bir kez göstermemiz, çişi geldiğinde tuvalete gitmesi için yeterli oldu. Rüya ve Hayal uğraştırıyor. Kumla oynamayı daha zevkli buldular.
Televizyon izleyerek, annelerini emiyorlar şimdi. Bende yarınki, Türkiye Ekonomisi sınavıma çalışıyorum. Sobamız yanıyor, çayımız önümüzde… Mırk mırk mırlayan sevimli kedilerimizle familya halinde yaşıyoruz. Mutluyuz, keyfimize diyecek yok

KARDEŞLERİN GÜNLÜĞÜ YAZI DİZİSİ 3
Dohayko’nun gönderdiği afişler ve el broşürleri bize ulaştı. Bazıları çevredeki esnafların mekanlarında baş köşeye yerleşti bile. Kampüse asmak için gerekli izinlerin çıkmasını bekliyoruz
Bebeklerimiz hızla büyüyor. Hergün yarım saat, evin içinde serbest bırakıyoruz, kutu küçük olduğu için yürüme egzersizlerini yapamadıklarını düşündük. Olağanüstü güvenlik tedbirleriyle birlikte özgürlüklerinin tadını çıkarıyorlar 30 dk boyunca… Masal, yürümeyi öğrenen ilk bebeğimiz oldu. Ve koşmayı… Ve son olarakta zıplamayı. Hızını alamayıp tepe taklak olsada, o inatla koşmaya ve zıplamaya çalışıyor. Hayal ise, annesinin yemeğine ortak olan ilk bebeğimiz. Dün onu mutfakta yerdeki tavuk etini kemirirken bulduk. Hızlı bir müdahale ile yemesini önledik. Katı yemeklere başlamak için henüz erken. Rüya’ya gelirsek… O biraz rüya aleminde yaşıyor
Dip köşe keşfine çıkıyor, yürürken patisinin birini atmayı muhakkak unutuyor ve yuvarlanıyor. Koşma çabalarıda hala sonuçsuz, bekliyoruz
Yüksek bir yere atlama ve yüksek bir yerden yere inmeye cesaretleri yok henüz hiçbirinin. Denemek için kanepeye
Devamini oku »
KARDEŞLERİN GÜNLÜĞÜ YAZI DİZİSİ 2
Hayat kötülerden ve kötü anlardan ibaret değil neyse ki.. Son yaşanan olayların ardından sessizce yoluma bakmayı tercih ettim. Ne yaparsak yapalım, bir gün birileri göçüp gidiyor ve bir çok cümle öznesiz kalıyor. Bunu anladım…
Badem’in sessiz ve ani ölümünün ardından, küçük bedenlere yakışmıyor ölüm demiştim. Ökkeş‘in ölümüyle, bu yakışıksızlığın bedenin ebatlarıyla alakalı olmadığını anladım. Ölene duyulan sevginin büyüklüğü ve ona yüklenen anlamla ilgiliydi herşey. Çok sevmek, hemen kabullenmeyi imkansız kılıyor. Aynı zamanda kıyaslama yapmaya itiyor insanı. Çok güzel bahçelerde, çok güzel bir mezara sahip olan hayvanlar olduğu gibi, gazeteye sarılıp, çöp poşetine konulup, çöpe bırakılan bedenler de var ne yazık ki… Sevilmeye layık görülenler ile görülmeyenler arasında ki farkı anlamamaya devam ediyorum…
Buradaki yazımda bahsettiğim bebekler her geçen gün
Devamini oku »
Dokuz yıl kadar önce, 13 Aralık 1997 Cumartesi günü kedimizi aşıya götürdük. Kedimiz Puşu, pek veteriner sevmezdi. Veteriner seven kedi çok fazla değildir zaten ama bizimki iğneye karşı çok tepki gösteriyor ve aşırı strese giriyordu.
Ama ne olursa olsun kedimizin sağlığı için çok büyük önemi olan bu aşıyı yaptırmak zorundaydık. Güç bela ikna ederek kafesine soktuğumuz Puşu’yu arabayla 3 dk. mesafede olan veterinerimize götürdük. Çığlık çığlığa miyavlayarak ortalığı birbirine kattı ama aşıyı da yaptırdık dolayısıyla kedimizin sağlığı için çok faydalı bir işi zorla da olsa gerçekleştirmiş olduk ve evimize döndük.
Eve döndükten birkaç dakika sonra Puşu yaşadığı stres nedeniyle solunum depresyonuna girdi. Apar topar veterinere geri döndük. Kalp masajı, adrenalin iğneleri vs. ama hiçbir faydası olmadı. Puşu’yu kaybettik.
Modern Avrupa tıbbı ilaçların kullanımında ve tedavilerin uygulanmasına fayda/zarar hesabına dayanır. Eğer bir ilacın faydası zararından fazlaysa bu ilaç hastaya verilir. Faydası zararını aşmıyorsa verilmez.
Biz, Puşu’nun sağlığı için her ne pahasına olursa olsun
Devamini oku »
Kediler
Köpekler