Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

Eylül, 2009 Ayı Arşivi


Muğla Günlüğü

10 Eylül 2009 Yazar: BademRüya | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

koycegizkampanya1003

Kısacık Muğla ziyaretimde hayranlıkla izlediğim değişimleri sıralayalım. Öncelikle, ev sahibimizin kediden köpekten böcekten, insan harici her canlıdan korkan kızı, bir yavru kediyi sahiplenmiş. Acemice olsa da, ona annelik yapıyor. Tavuklarını rahatsız ediyor diye, 2 sene önce,kendisine ait olmayan 4 yavru kediyi sahiplerinden gizlice uzaklara atan bakkal amcamız, artık bir kedi sahibi :) Onlar Boncuk desede, ben adını Jennifer koydum. Pekte yakıştı. Haytap’ın Balıkesir, Antalya, Kocaeli’nin de arasında bulunduğu pek çok ilde uyguladığı reklam panoları afişlerine, canlı canlı Muğla’da şahit olmak, heyecan vericiydi. Ortaca, Dalaman ve Göcek haberlerini daha önce burada yazmıştım. 4 yıldır, otobüs beklediğim durağın reklam panolarında Haytap’ın bir kap su ve beni terketme projelerine ait afişleri görmek inanılmazdı.

Ankara ve diğer illere ait baskıları bilmiyorum ama Sabah Gazetesi ve HaberTürk’ün hergün 1 sayfalarını hayvan hakları için ayırdığını gördüm ege eklerinde. Köşe yazarları bile var :) Toplum yavaş yavaş bilinçleniyor. Gerçekten bir zihniyet devrimi yaşanıyor Türkiye’de. Yazılı ve görsel basında destek vererek, çorbada tuzu bulunsun istiyor belliki…

Ayrıca, Bircan Ablada artık bir Haytap’lı :) Kendisini tebrik ediyorum :)

Bir Kaç İyi İnsan Yaşarken Dünya’da…

10 Eylül 2009 Yazar: BademRüya | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

doğanın-intikamı

Gidişim gibi dönüşümde muhteşem oldu. Dün akşam saatlerinde Muğla’ya bastıran yağmur, yaşamı felç etti. Saat 21:00 de hareket edecek otobüs için 19:30 da evden çıkmak zorunda kaldım. Yaz havasına güvenip yanımda kalın elbiseler götürmediğim için, gece boyu otobüste dondum. İkinci kaptanın ani frenlerinden ziyade, üşüdüğüm için uyanıp durdum. İstanbul’un başına gelenleri sabah saatlerinde öğrendim, canım yandı. Geçmişinden ders alamayan bir ülke olmamız birkez daha onlarca cana mal oldu.

Yüksektekilerin, yapacak birşey yok, bunun adı afet, geçmiş olsun demesi yaralara tuz bastı. Bundan 14 yıl önce, haber arşivlerine İkitelli Baskını olarak geçen felaketin aynısının, aynı yerde, aynı sebepten yaşanıyor olmasının altında anlam aramak yersiz belkide. Ama ben yersiz olanı yapıyorum…

İnsanların gözlerinin önünde, sel sularına kapılıp giden genç adamın arkasından, ”Doğa ona yapılanların bedelini ödetiyor.” demek çok ağır. Evet, doğa intikam alıyor buna birşey diyemem ama hepimiz elimizi biraz taşın altına sokmalıyız. Bu kadar ucuz olmamalı yaşam. İnsanlar gibi, onlarca hayvanında yaşamını kaybettiği bu felaketin tekrarlanmamasını umut etmiyorum. Tekrarlandığında, aynı can pazarının yaşanmamasını, alt yapı- üst yapı sorunun ortadan kaldırılmasını temenni ediyorum.

Hatta şu sıralar kanallarda dönen ”Alın verin, ekonomiye can verin” kampanyasını sonuna kadar destekliyorum. Ekonomimiz kalkınmadan, gelişmekte olan ülke statüsünden, gelişmiş ülke statüsüne yükselmeden, vatandaşın yaşam standartlarının yükseltilmesi mümkün değil. Kalkınmamız için zaman gerekli, nedense bu zaman bir türlü geçmiyor. Zamanın göreceliği kavramıda işte tam bu noktada ortaya çıkıyor.

Bugün zihnimde yer eden, belediye otobüslerinin üstünde çaresizce yardım bekleyen insan resimlerinden ve kangal köpeğinin kurtuluş anından sonra, 30 Ağustos akşamından aklımda kalan, bir türlü yazamadığım başka bir konuya

Devamini oku »

Kedi Severler ve Kedi Sevmezler

04 Eylül 2009 Yazar: BademRüya | Kategori: Yazarların Kaleminden

sweet_couples_animals_1

Kedi sevmezler bazen katlanılmaz olabiliyorlar. Eve girer girmez şartlar başladı. Kedileri kapatmazsan oturamam. Pekiyi. Bu bardakları kedilerin kapları ile aynı yerde mi yıkadın? Evet. O zaman ben teneke kutudan kolayı içeyim. Peki. (Sanki teneke kutunun satıldığı bakkalın deposu benim bulaşık makinemden daha temizmiş gibi.) Şuraya otursam bir mahsuru var mı. Orası çok tüylü de. Yoo hiç bir mahsuru yok. Aaa bak kedi tüyü uçuyor. Öyle hep uçar. Bu kadar kedi ile sıkılmıyor musun? Hayır.

Ama son sorudan sonra gitmesi gerekti. Soru şuydu:En azından bir kediyi kendine bıraksan da, gerisini versen. Olmaz mı? Bu kedi sevmezlerin kedilerden uzak durmasını saygıyla karşılasam da, yani saygı göstersem da yorumlarına saygı duyamıyorum kusura kalmasınlar.
Yaşam hepimize farklı dünyalar açar, o dünya sizindir ve pek yargılanmaya gelmez. Kimimiz futbol maçlarına düşkünüzdür, kimimiz dantel öreriz, kimimiz arabalardan başka bir şeyi görmeyiz, kimimiz ise bulmaca hastasıyızdır, kimimiz de kedilerle dostuzdur.
Bir kediseverin evine girdiğinizin en belirgin kanıtlar nelerdir?

1)Koltukların üzerinde bolca yastık, minder gibi kedilerin kolayca yatacağı şeyler görürsünüz. Ayrıca koltukların üzerlerinde yatılarak oluşturulmuş çukurlar vardır.
2) Aksesuarlar arasına mutlaka kedi figürlü bir aksesuar yer alır. Kedili çerçeveler, kedili biblolar, kahve kupaları, …
3) Kediseverler mutfaklarında pek açık yemek bulundurmazlar. Mutfakta bolca kapalı kaplar bulabilirsiniz.
4) Kediseverler sabah kalktıklarında çaylarını alıp gazetelerinin başına geçmeden önce kedileri ile ilgili işleri hallederler. Temizlenecek tuvalet kumu, konacak mama, toplanacak mama kapları, gece oyunları ile karışmış ev ve oyun sırasında kaybolmuş eşyaların bulunması gibi.
5) Kediseverlerin evinde konsolların üzerinde küçük toplara,

Devamini oku »