Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..

Eylül, 2009 Ayı Arşivi


yavru-kedi

Ankara’da yoğun geçen bayram tatilinin ardından tekrar Muğla’ya dönmüş bulunuyorum. Şuan evimdeki internet kesik, bu yüzden günlerdir yokum buralarda :) Yol maceralarımı ve Muğla’ya dair dönemin ilk izlenimlerini en kısa zamanda sizlerle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz :)

Yolculuğa çıkacağım akşam bana ulaşıp yavrularımı sahiplendirmek istiyorum diyen Canan Hanımdan gecikme için özür diliyorum. An itibariyle 3 yakışıklı sıcak yuvalarına kavuşmak için KediKardeşliğindeki yerini almış bulunuyor :) Resimlerini gördüğünüz bu 3 yiğit henüz 40 günlük. İstanbul/ Şişli’de ikamet ediyorlar. Tuvalet eğitimleri var ve yavaş yavaş kuru mamaya da başladılar.

İstanbul içi yuvalandırma tercihimizdir. İlgilenen iyi yüreklimizi iletişim linkine alalım :)

Devamini oku »

yuva-arayan-kedi

Prens ve İpek Kız’ı siz kediseverlerle tanıştırmaktan onur duyarım :) Beyaz parlak tüylere sahip olan Prens Bey oluyor, kendisi 3 aylık, tuvalet eğitimi var, pek oyuncu, Ankara’da annesi ile ikamet ediyor. Diğer adayımız ise İpek Kız. Prensin kızkardeşi. İpek Kız biraz nazlıymış, anneanne öyle söylüyor. Evde bakılan ve aşıları olan bu güzel bebekler yuva arıyor. Ankara’da ikamet ettikleri için şehiriçi sahiplendirme tercihimizdir. Anneanne isteği doğrultusunda  bebeklerin sağlıklarından

Devamini oku »

boykot1

Sahibinden.com, neler olduğunun farkına varmadan, tüm yaşamını “sahiplerine” para kazandırmak için doğum yaparak geçiren hayvanların yaşam haklarını istismar eden insanlık ahlakından yoksun tüccarların ilanlarını yayınlamaktadır.

Evlerin bodrum katlarına hapsedilerek sürekli çiftleştirilen hayvanların yavruları, petshoplarda son derece kötü koşullarda sıradan bir mal gibi satılmaktadır. Evinde hayvan beslemenin kendi yaşamını başka bir canlıyla paylaşmak anlamına geldiğini bilmeden satın alınan bu hayvanların çoğu sokaklarda ölüme terkedilmektedir.

Biz Sahibinden.com’ dan , bu ilanları yayınlamayarak bu kanlı ticaret destek olmamasını istiyoruz..Bu ilanlar yayından kaldırılana dek, tüm Türkiye’ de ve yurtdışında, bu insanlık suçuna ortak olan Sahibinden.com’ u afişe edeceğiz. Sahibinden.com’ u kullanmayacağız ve bu ilanlar kaldırılana dek kullanılmaması için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. (Tolga Akyıldız)

13.Temmuz.2009 tarihinde Tolga Akyıldız’ın öncülüğüyle başlattığımız Sahibinden.com Boykot çalışmamız, ilerleyen günlerde Sahibinden.com genel müdürü Müge Seymen’in mail yoluyla T. Akyıldız’a ulaşması sonucu ilk meyvelerini vermeye başladı. (İlgili konuya buradan ulaşabilirsiniz.) Randevular verildi, masa başı görüşmeler yapıldı, ciddi anlamda ekipler oluşturuldu ve çalışmalar başladı. Kampanyayı sahiplenerek anlatıyorum ama başta attığım bir kaç mailden başka birşey yapmadım. Tüm yük İstanbul’da olması sebebiyle T.Akyıldız’ın omuzlarına bindi ve o herkes adına koşturdu. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır bu hususta.

İlk görüşmelerin ardından somut kararlar alındı. (Buradan ulaşabilirsiniz.) Son olarak Sahibinden.com cephesinden gelen haberler şöyle:

*Ücretsiz sahiplendirme ilanları her zaman en üst sıralarda çıkacak.
*Sahipsiz hayvanların sahiplenilmesi ile ilgili bilgilendirici ve teşvik edici bilgiler ilgili sayfalara yerleştirilecek.
*Hayvan barınakları ile ilgili bilgilendirici ve buralardan sahiplenmeyle ilgili teşvik edici bilgilere yer verilecek.
*Hayvan satışı yapan kişiler, gerekli mercilerle oluşturulacak bir kontrol mekanizması aracılığıyla denetime tabi tutulacak.
*Kaçak üretim ve satış yapanlar engellenecek.

Süreç  yavaş ilerliyor olsada, hedefe ulaşmamıza az kaldı. Teşekkürlerimi sunarak destek veren ve haber bekleyen herkesin bilgisine sunarım..

Not: Merak eden çok oldu, özelden bana ulaşıp soran herkese toplu yanıt, ”Kampanya çalışmalarını yürüten Tolga Akyıldız, Hürriyet Gazetesi yazarı olan Tolga Akyıldız değil :)

Ben Ne Demiştim En Başta?

23 Eylül 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

KITTY

Herkes çok yazdı çizdi şimdi bahsedeceğim konu hakkında. Herkesin kendine göre bir düşüncesi var. Bense, tamda bu siteyi açarken söylediğim sözleri tekrarlıyorum içimden. Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir…

Cem Garipoğlu cinayetini bu yönüyle ele alan birileri oldu mu bilmiyorum. Cem bir hayvanı sevmiş olsaydı bukadar vahşice bir cinayeti işleyebilecek vicdana sahip olur muydu? Sevmez miydi acaba yine de insanları?

Daha küçükken başlıyoruz söylenmeye. Yapma kızım ısırır, elleme oğlum pirelidir, dokunma ona tırmalar, yaklaşma bilmem ne yapar… Engelleri sıralıyoruz bir bir çocuklarımızın önünde. Pist diyerek, kışt diyerek, taşlayarak, terlik fırlatarak ilk izlenimleri olumsuz olsun diye çocuklarımızın, elimizden gelen herşeyi yapıyoruz.

Japon balıklarını kaynar suda haşlayan, kaplumbağaları üzerlerine benzin döküp tutuşturan, yavru kedileri erkek kedilerin önüne atan, yakalayıp bıyıklarını kesen, tırnaklarını söken, tekmeleyen, vicdansız, insafsız, cani evlatlar yetiştiriyoruz… Yetiştiriyorlar :(

O çocuklar birgün büyüyor, hayvanlarla insanlar arasında bir fark olmadığını görüyor ve insanları öldürüyor. İşkence ya da tecavüz ediyor… Münevverin kafasını, bavula sığmadığı için büyük bir soğuk kanlılıkla, testere kullanarak bedeninden ayırıyor ve yüz küsür gündür bunun vicdan azabını duymuyor, aklını kaybetmiyor. Günlük yaşamına, krem peynir yiyerek, gazete okuyarak, televizyon seyrederek devam ediyor. Geçmişte bir zaman, belki Cem’de balık haşlayan, sopayla köpek döven, zevkine kedi yavrusu öldüren bir çocuktu. Bilemiyorum… Böylesine vahşice bir cinayeti işleyen gencin belli ki yolu bir yerlerde sevgisizlikten geçmiş…

Devamini oku »

Avuç İçi Kadar Mutluluk Yeter :)

20 Eylül 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Yazarın Gizli Bölmesi

umut

Umut evime geldiğinde, kirpi gibi kabarttığı tüylerine, o tedirgin yürüyüşüne, evi keşfe çıkışına aşık olmuştum. Kulaklarını kabartarak dolaşmasına, eşyaların yerlerini öğrenmeye çalışmasına, benim evimi benden çok sahiplenmesine hayretler içinde kalarak şahit olmuştum. Hazır değildim yeni bir birlikteliğe, Kirli beni birkaç ay önce terketmişti.Belliki hatalı olan bendim, birşeyler yapmıştım onu incitecek, o da hatamı sessizce yüzüme vurarak çekip gitmişti. Umut’u ilk günler bebeklerle kıyaslamıştım. İnsan bebekleriyle. Geceleri ansızın uyanıp ağlıyor, uykusu geldiğinde huzursuzlaşıyor, dakikalar süren güvenli bir kucak arayışı benim göğsümün üstünde son buluyordu. Uykuya daldı, koynundan çıkayım artık fikrim, zikre dönüşemiyordu bir türlü. Kıpırdadığım an kıyamet kopuyordu evde… Acıktığında mamasını kendi yemiyor, benim yedirmem için avazı çıktığı kadar bağırıyordu. İnsan bebeğinden tek farkı vardı, ınga’lamıyor, miiii’liyordu.

Masmavi gözlerinin ucunda biriken su damlasıyla, vedalaştık onunla kısa süre sonra. Birkez daha eksik kalmıştım, yarım kalmıştım. Ve o gün kendi kendime söz verdim. Bir daha hayatıma bir kedi girmeyecekti, bağlanmayacaktım hiç birine. Ne Umut’un göz pınarında biriken son inci tanesi çıktı aklımdan, ne de Kirli’nin bebekken ağaç tepesinde mahsur kaldığı gün…

Hayvan sevgisi tarif edilemez birşeymiş, kızlarımın yokluğunun aylar sonrasında farkediyorum. Kimseye anlatılmazmış, evlatla karşılaştırılır, bir fark olmadığı anlaşılırmış. Her ikisininde temelinde  karşılıksız sevmek varmış,

Devamini oku »

Ankara’ya Kış Gelirken…

14 Eylül 2009 Yazar: Çiğdem | Kategori: Farkındalık Yaratma-Algıda Seçicilik

sokak-kedileri

Bak yine Ankara’ya kış geliyor. İlk sinyallerini dün akşam verdi. Ben de bugün Çanakkale köylü pazarından aldığım kışlık tarhanadan bir pişirimlik pişirirken, tarhananın sıcak dumanında sokak kedilerine dalıp gittim.

Hüzünlü bakışları ,ince bacakları,zayıf bedenleri olan, mutsuzluklarından kuyruklarını bile sallamak istemeyen kediciklere. Beni yüreğimden vuran hüznün nedeni onların acı çekerken bile çok sessiz olmaları, seslerini bakışlarında gizlemeleri. Karınlarını doyurmak için (eğer varsa bebeklerinin) de karınlarını doyurmak için sessiz sedasız çırpınıp durmaları.

Yüreğimde duyduğum sıkıntının sebebi çok büyük. Onun hüzünlü kocaman bakışlarınla karşılaştığımda ”işte bir tane daha” demiştim. Masamın tam karşısında, biraz uzakta oturmuş, sanki beni kesiyordu. Eh, demek ki bugün de yemeğimi yalnız yemeyecektim.

Güzel…. Bakışlarımla onu davet ettim. Etrafına şöyle bir bakındı.

Bana mı? der gibiydi. Yavaşcacık yerinden kalktı. Tüylerine yapışmış olan kurumuş yaprakları, toprakları silkeledi,

Devamini oku »

selin

Manası resimde… Bir yardım eli, bir umut… Size doğru uzanmış bir pati… Ürkek, bir o kadar sevecen… Siz el uzatsanız, size koşacak bir yavru… Şimdi sıcak bir yuva, kendisini soğuk tellerin arkasından kurtarıp ömrü boyunca terketmeyecek bir arkadaş arıyor… Pamuk kızı sahiplenmek isteyenler lütfen iletişimden bana ulaşsın.

bahçeşehir-barınağı

Okudum, evet, Türkiye’de hayvanları belediyeler kurtarmaz.. Ama belediyeler öldürür… Dün barınağa gidip, çamura bata çıka, hayvanları evlatları gibi kucaklayıp kurtaran hiç kimse bir derneğe, bir kuruluşa üye değildi. Hiçbiri günlük yaşamında profesyonel olarak bu işi yapmıyor. Çoğunun ilk yardımdan, tedaviden, arama kurtarma bilgisinden haberi yok. Onlar severek yaptılar bu işi. İnanarak, birlik olarak aştılar çamur deryasını. Evet, katılıyorum size, en azından on kişilik, eğitimli ve örgütlü aktif destek grubu olmalı. İnsanlar destek gurubu oluşturamıyor diyorsunuz, örgütlü olarak ihtiyaç anında el altında bulunacak şekilde hazır bekleyemiyorsa bu da sevgisizlikten. İnsanların birbirine karşı olan sevgisizliğinden. Güvensizliğinden…

Peki ozaman hep beraber cevap verelim, dün gece genç kızlar, hiç tanımadıkları erkeklerle gecenin karanlığında ıssız alanda, nasıl birbirlerine güvenerek bu işi başardılar. Hepsi birer herkül misali, kendileriyle aynı ağırlıktaki köpekleri kucaklayıp, yürümekte dahi zorlandıkları çamur deryasında 1 kilometre yol alarak aydınlığa kavuşturdular? Nasıl,hadi cevap verin? İnanarak, güvenerek… Severek herşeyden önce.. Hayvanları severek, hayvanları sevenleri severek…

Koskoca belediye, kendi personelini 2 gün boyunca örgütleyememiş, hayvan hakları savunucusu görünen onlarca dernek kılını kıpırdatmamışken, internet üzerinden 15 kişinin toplanarak olaya el koyması ve harika bir iş çıkarması takdir edilesi birşey değil mi?

Orada bulunan suya elektrik akımın karışmasından tutunda, kimyasal atıkların sağlık sorunlarına yola açma riskine kadar pek çok şey gözardı edildi. Av.Ahmet Kemal Şenpolat’ın dediği gibi, daha büyük felaketlerinden eşiğinden döndük, kendimizi şanslı saymalıyız…

Dehşetin boyutlarını görmek için lütfen 5 dakikanızı ayırıp izleyin…

Facebook hesabı olanlar için en çarpıcı görüntüler; TIKLAYIN

Konuyla ilgili yazı için lütfen tıklayınız…