Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Anne-kız ağlaya ağlaya dünyaya küçük Rüya’cıklar getirdik. Erken bir doğum, hazırlıksız bir doğum. En azından psikolojik olarak hazır değildik… 3 tane dünya güzeli yavru merhaba derken hayata, kızımın gözümün içine çaresiz bakışı, benim çaresizliğim… Çektiği acıya sadece seyirci kalırken, içimden ne dedim biliyor musunuz? Keşke bir kez anne olsun, o duyguyu tatsın demeseydim. Ve tüm gün yorgun argın bebekleriyle ilgilenen anneye bakarak, içimden aynı cümleyi tekrar ettim. Defalarca!
Benim küçük kızım, kucakta uyuma, yatakta yanağa sürtünme huyundan sadece bebekleri için vazgeçti. Bugün bir ara su içmek için kalktı yerinden, tam su içerken küçük Rüya’lardan biri mızırdandı. O koşuşu, o paniği anlatmama imkan yok…
Seni çok seviyorum Rüya’m… En kısa zamanda gidiyoruz operasyona
Hazırla kendini
Bir sahipsiz kedi yavrusu gibi kalmış… Bitse de gitse keşke bir an önce bildiği oyun bahçelerine. Kimsesi yok. Yemek yapmak içinden gelmediğinden, yemekte gelmiyor aklına. Kolu kanadı kırık. Yanındaki can yok. Soluk yok. Gün sayıyor. Şimdi son 3!
Kızının karnındaki kıpırtılar tek neşesi.
En zor ve en uzun geceyi atlattık. Gece gezmelerini seven kızım, gece boyu evden çıkmadı, beni yalnız bırakmadı. Sanırım gerçekten hissediyorlar bir sorun olduğunu. İlk kez tam 12 saat boyunca miyavlamadı. Ben ağladım, o mırladı. Ben boş boş televizyona baktım, o hiç olmadığı kadar anlamlı, gözlerimin içine baktı. Bunaltan havaya, tüylerine, terlememe rağmen, yanımdan gitmedi. Serin fayansta değil, kolumda uyudu.
Dün gece ilk kez karnında tekmeleri gördüm. Kendisi de şaşırmış olacak ki, kıpırdayan yerleri deli gibi yalamaya başladı. Nasıl doğuracak, nasıl büyütecek bebeklerini bilmiyorum. Daha kendisi bebek… Bu sabah her kedinin meme emerken yaptığı hamur yoğurma hareketini yaptı ve pikenin ucunu emdi. Bir de buna ağladım sabah sabah…
Sanırım bu kadar yeter, şimdi kalan işleri tez elden toparlama vakti.