Hayvan sevmenin bir adım ötesi insan sevmektir..
Kar onlar için kabus…Kuşlar, kediler, köpekler…
Bu karlı günler dışarıda yaşayan hayvanlar için gerçekten büyük kabus. Soğuktan korunmanın ve sığınacak yer bulamamanın zorluğunun yanısıra içecek su ve yiyecek bir lokma ekmek bulmaları dahi çok zor. Lütfen hepimiz kapımızın önüne:
- 1 KAP SU (donmaması için içine zeytinyağı damlatılmış, yoksa dilleri yapışıyor)
- 1 KAP ARTIK YEMEK
koyalım ve bir de kuşlar için EKMEK AĞACI yapalım. Kapınızın önündeki dalları elverişli bir ağaç veya bahçe bitkisinin dallarına takacağınız ekmek parçaları kuşlar için hayat kurtarıcı olacaktır.Bu kadarı hepimizin kolayca yapabileceği bir şey aslında. Haydi hep beraber ekmek ağacı yapmaya!
Saygılar…
www.yasamhakkinasaygi.com
www.sessizkalmasucaortakolma.com
www.askidailacvemama.com
www.sahipsizsiniz.com
Söyleyebileceğim çok şey vardı aslında. Kızmanın, kızgınlığımı öfke sözcükleriyle ifade etmenin faydası olmayacağını anladığım an küstüm. Küsmeyi ve kimselere söylememeyi tercih ettim. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış misali… Senin, onun, bunun, şunun haberi yok. Kırgınım… Kendime de kırgınım… Yapmamam gereken işler yaptım. Yapmam gereken işleriyse yapmadım.
Özür dilerim senden küçük kız… Sana sahip çıkamadım
Önce sıcak yuvandan ayırdım, sonra hiç bilmediğin yerlerde, ne olduğunu bilmediğim karanlıklara emanet ettim. Sonra da sustum. Çünkü utanıyorum. Sana ve senin gibi daha pek çoklarının başına geliyor bu. İnsanlık umursamıyor sizleri belki ama ben umursuyorum. Ve şimdi yasını tutuyorum. Sanki seni geri getirecekmiş gibi…
Not1: Bu yazının hiçbir anlamı yok. Günah çıkarma, kendini rahatlatma, göz boyama.. Bu yazıyla sadece bunları yapıyorum.
Not2:Hiç kimse bana bundan sonra, insanlık şunu yaşıyor, insanlık bunu yaşıyor, onlar için ne yaptınızda şimdi hayvan hakları için yaygara kopartıyorsunuz demesin. Sizde insanlık için birşeyler yapın ahkam keseceğinize. Az laf, çok iş!
Not3:31 Ocakta, İstanbul-Kadıköy’de izinli bir eylem düzenledi, ”otoyoldaki hayvan ölümlerine karşı çözüm” sloganıyla. Büyük tanıtımlar, açıklamalar ve pek çok sosyal ağdan duyurular yapıldı. Bilmem kaç milyon nüfuslu sevgili İstanbul halkımdan sadece 170 kişi katıldı bu etkinliğe. Katılanlara da, katılmayanlara da ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.(Konu hakkında detaylı bilgi için bir tık!)
Şiiişşşt, bana bak! Çok oldun artık sen. Hiç çevirme başını başka tarafa, duymamazlıktan geliyormuş gibi görünmek için, o gazeteyle oynadığını biliyorum. Rüya! Yüzüme bak!
Sokak kedisi misin, ev kedisi misin bir karar ver artık. 3 gün evde, 1 gün dışarda olmaz böyle. Ya hep benimsin, ya hep mahallenin. Kıskanıyorum kızım, başka yer yokmuş gibi marketin önünü kendine oyun alanı yaptın. Hergün kırk kişi, ”ayy ne tatlı kediiii, sahibi yoksa alalım biiiz” gibi saçma sapan Devamını oku »
Haydi insanların yüzüne doğru düzgün bakmıyoruz, gözlerine hele, neredeyse hiç! (Oysa Levinas, “ahlak, başkasının yüzüyle, o yüze bakarak başlar” der ki, durup düşünmeye değer.)
Hiç değilse, hayvanların yüzlerine baksak! O zaman hiçbir hayvana haşin davranmak, eziyet etmek, onları itip kakmak içimizden gelmez. Bundan eminim.Hayvanlardan korkanlara, onlardan nefret edenlere dikkat ediyorum. Hepsinin kafasında hayvanlara dair üstünkörü bir imaj var; cansız bir resim, o kadar!
Hiçbiri durup gerçekten bir köpeğin, bir kedinin yüzüne bakmamış!
Hep kendi korkusunu önde tutmuş ama onların korkusunu umursamamış! Hayvanların gözlerinde titreşen çaresizliği, acıyı, şefkat arayışını hiç tanımamış.Oysa o küçücük gözlerde daha ne anlamlar, ne dünyalar saklı!Diyelim ki; biz fobilerimizin esiriyiz. Bari çocuklarımızı bu fobilerden koruyalım! Herkes evine hayvan alsın, beslesin büyütsün demiyorum.
Çocuklarımız hayvanları sadece bir süs ya da korku nesnesi gibi algılamasın, yeryüzündeki hayatın sadece maddeten değil manen de ne kadar zengin olduğunu ve bu manevi zenginliğin bir kısmının da hayvanlara ait olduğunu kavrayabilsinler istiyorum.
Haşmet BABAOĞLU
Şu dönemde hangi üniversiteye gitseniz, fotokopicilerin önündeki kuyruktan tutun öğrencilerdeki telaşa kadar birçok şeyden anlarsınız final haftası olduğunu.
Ancak bir grup var ki her zamanki gibi çok rahat! Ne vizeler, ödevler ne de finaller etkiliyor onları. Kimden mi bahsediyoruz? Kampüslerin meşhur kedilerinden.
İlk durağımız Boğaziçi Üniversitesi olsun. Kediler, okulun “manzara” diye bilinen meşhur mekânında bir banka oturmuş, miskin miskin Boğaz’ı seyrediyor. Fen-Edebiyat Fakültesi’nin önüne dökülen kedi mamalarını afiyetle yemiş olacaklar ki elinde hamburger, öğle yemeğini yiyen öğrencilere yanaşmıyorlar bile. Aç olsalar durmaz, sırnaşırlarmış. Devamını oku »
Sevgilim yeşil gözlü, uzun tüylü, üç renkli ve şaşırmış suratlıydı. Artık yok.
O benim hem kedim, hem canım, hem kızım, hem sevgilimdi. Ben hayatımın on iki yılını onunla paylaştım, o bütün ömrünü benimle geçirdi.
Benden başka erkek tanımadığı için de, eve getirdiğimiz bütün erkek kedileri pata küte döve döve geri gönderdi.
Yaşlanmıştı, eskisi gibi hoplayıp zıplayamıyor, çok sevdiği ‘musluktan su içmek’ eylemi için bile yardım bekliyordu. Biz ikimiz, orta yaşlı ve yorgun bir adamla ‘mihrabı yerinde’ güzel bir kocakarı, kabuğumuza çekilmiş, kucak kucağa yaşıyorduk.
İki ay önce kanser oldu, ameliyat ettirdik, göğsüne ve karnına yayılan urlar temizlendi, ömrünü birkaç yıl uzattık sanıyorduk, akciğerine sıçramış. Birkaç gündür nefes almakta zorlanıyordu, yeniden hastaneye gitti, oradan evine dönemedi.
Ben de evimde ölmek isterim doğrusu ama bu Devamını oku »
Yaz aylarında her gün uyarmaktan yorulmadığım, siz okuyucularımı bir kez daha uyarmak ihtiyacı hissediyorum. Lütfen, sokak hayvanları için, kapınızın önüne bir tas su bırakmaktan vazgeçmeyin. Unutmayın ki, tıpkı insanlar gibi, hayvanlarda, kaliteli suya ihtiyaç duyarlar ve yağmur suyu/kar suyu bu ihtiyacı karşılamaz.
Değinmek istediğim bir diğer nokta ise, soğukların ve yağışlı havaların iyice bastırmasıyla, özellikle yavru kedilerin, uyumak için sıcak ve korunaklı yerler olarak seçtikleri araç altlarına sığınma, tekerlek ve motor içine girme konusu. Sürücülerden, bilhassa sabahları, aracın etrafında bir tur atmalarını, aracın altında uyuyan kedi olup olmadığını kontrol etmelerini ve kaputa hafifçe vurmalarını rica ediyorum. Aracın ön kısmına sığınan kediler Devamını oku »
Ted Bundy, Andrew Cunanan, David Berkowitz, Albert De Salvo ve diğerleri…
Kim bunlar?
Amerikan suç tarihinin en korkunç seri katilleri.
Mesela Jeffrey Dahmer 1989 -1991 arasında tam 17 kişiyi öldürmüş, cesetlerini parçalara ayırmış, kurbanlarının sekizinin pazularını pişirip yemiş.
Andrew Cunanan aralarında ünlü modacı Gianni Versace’nin de bulunduğu beş kişiyi öldürmüş.
David Berkowitz 1970’lerde New York şehrine dehşet salmış. Kendisine “Bay Canavar” adını takan Berkowitz hiç tanımadığı insanları uzaktan ateş ederek öldürmüş veya yaralamış. Devamını oku »